Bahara yasaklı ülkeler de var

Haberin Devamı

Hem Batı ile hem kendi halkı ile sorunlu diktatörler arasında ilk giden Saddam oldu. Onu Tunus’un Ali Bey’i, Mısır’ın Hüsnü Bey’i izledi. Libya’nın Muammer Bey’i gitti gidiyor, Suriye’nin Beşşar Bey’i uzatmaları oynuyor.

Bu rejimlerin hepsi, kendilerinden önceki dikta rejimlerini yıkarak geldiler. 50’li 60’lı yıllarda bu ülkelerde sömürge yönetimleri ya da krallıklar vardı. Tunus’taki tek parti rejimi sömürgecilerin gönderilmesiyle yerleşti. Diğerlerinde krallar bulunuyordu.

O dönemin ilerici-gerici anlayışı içinde dünyaya soldan bakanlar bu ülkelerdeki darbeleri desteklediler. Her darbede dünyanın önemli bir kesimi “bir ülke daha emperyalizmin güdümünden kurtuldu“ diye sevindi.

***


Berlin duvarının yıkıldığı, Sovyetler Birliği’nin dağıldığı bir dünyada 60’ların ruhuyla kendi halkları üzerine baskı kurarak yerlerinde durabilen bu rejimlerin de sürgit ayakta kalamayacağı belliydi.

Dünyanın çok geniş kesimi özgürlüğün tadına vardı, özgür bir toplumda yaşamanın esas öncelik olduğunu gördü.

İran’da kaçıncı kezdir çanak antenler toplanıyor, ama İranlılar da en kapalı rejimlerde yaşayanlar da artık dünyanın her köşesinde olanı biteni öğreniyor.

Irak dahil beş İslam ülkesindeki değişimlerde, Batı ya çok silahla ya az silah, çok siyasi destekle devrede oldu, başı çekti.

***


Ancak bir gerçek daha var. Batı’nın bütün çabalarına rağmen Irak’ta hâlâ bir düzen kurulmuş değil; ülke hâlâ etnik çatışmaların yanında mezhep ve aşiret çatışmalarının alanı olmaya devam ediyor.

Tunus ve Mısır’da henüz yeni bir yapılanma ortaya çıkmış değil.

Libya’da Kaddafi sonrasında aşiretlerin güç yarışında yeni çatışmalara girmesinden korkuluyor.

60’ların Baasçı ruhuyla hayat bulan rejimlerin birer vasat diktatörlük olarak yıkılmaları gerçekleşti; ama Doğu Avrupa ya da Güney Amerika’daki gibi, demokratik süreçlere girilmesi askıda kaldı.

***


Batı, bu beş ülkede diktatörlüklerin devrilmesi için çok geniş imkânları kullanırken “ilkesel” tavrını vurgulamaya devam ediyor, özgürlükler ve insan hakları üzerinden destek sağlıyor.

Ama aynı Batı “Arap Baharı“ndan söz ederken, asla Suudi ve çevresindeki rejimleri gündeme getirmiyor. Suudi Arabistan ve birçok emirlik, yıkılan rejimlerden daha demokrat, insan haklarına daha saygılı değil. Ama onların adlarını kimse ağzına almıyor. İnşallah sıra onlara da gelecek, dünya bu rejimleri de sigaya çekmek mecburiyetinde kalacaktır. Yoksa bütün o demokrasi, insan hakları nutukları fena halde eksik kalmış olacak.

DİĞER YENİ YAZILAR