'Bağımsız kurul' tiyatrosu

Adlarında "denetleme, düzenleme" gibi görevler belirten ve bağımsız olmaları öngörülen "üst kurullar" düzenini Ankara hiç sevmemişti. Sevmemesi doğaldır, çünkü aslında bu kurullar "dış dayatma" sonucu kurulmuşlardır

Haberin Devamı

Adlarında "denetleme, düzenleme" gibi görevler belirten ve bağımsız olmaları öngörülen "üst kurullar" düzenini Ankara hiç sevmemişti. Sevmemesi doğaldır, çünkü aslında bu kurullar "dış dayatma" sonucu kurulmuşlardır.

Amaç da çok basittir: Siyasilerin gündelik kaygılarla temel konulara müdahale etmelerinin engellenmesi.

Bunun için enerji, bankacılık gibi alanlarda "özerk" kurullar oluşturuldu. Elbette siyasiler bu kurulları sevmediler, çünkü bugüne kadar sadece kendilerine ait olduğunu düşündükleri konularda "gündelik" iktidarları sınırlanmış oluyordu.

* Ankara'nın kemikleşmiş sistemi, bu "bağımsız kurul" işini de fiilen tasfiye etmeyi becerdi. Bugün bütün bu üst kurulların bağımsız olmaları bir yana, en açık şekillerde siyasi iktidarın yönlendirmesi altında oldukları görülüyor.

Ankara, bu kurulları da birer KİT'e dönüştürerek hantallaştırmayı başardı.

Meclis, radyo-televizyon alanını denetlemek ve düzenlemekle görevli olan RTÜK için Anayasa değişikliğini bu hafta yapacak. Değişikliğin amacı kurul üyelerinin seçilme şeklini değiştirmek ve bu kurulun tümüyle Meclis tarafından "atanmasını" sağlamak. "Meclis tarafından" denildiği zaman, bunun gerçek anlamı, "iktidar partisi tarafından atanacak" oluyor tabii.

Neden kötü olsunlar?..
"Halk iradesi" gibi kavramları yanlış anlayanlar ya da bu kavramların arkasına sığınanlar "Her şeyi Meclis belirler" kandırmacasını sürekli olarak ileri sürüyorlar.

Görsel medyanın günümüzde taşıdığı büyük etkinlik nedeniyle, bütün ileri demokrasilerde bu alanın "tümüyle bağımsız" organlar tarafından denetlenmesi öngörülmüştür.

Bu kurulların karar ve icraatları çoğu siyasi iktidarın canını sıkmış, keyfini kaçırmıştır. Ama kimse bu kurulların bağımsız yapısına dokunmamış; tam tersine, bu kurulların bağımsız olmaları demokrasinin güvencelerinden biri olarak kabul edilmiştir.

* Anayasa ve RTÜK yasasının değişmesi de fiilen bu heyet üyelerinin Başbakan tarafından atanması anlamına gelir. "Filancalar önerir..." "Üye sayısının şu kadar katı arasından seçilir..." gibi ifadeler gerçek durumu gizleme çabalarıdır. Bunu da bütün Ankara bilir, ama kimse sesini çıkarmaz. Neden çıkarsın ki? Yine her şey siyasi iktidarın, daha doğrusu onun başındaki kişinin iki dudağının arasından çıkacak söze bağlı olmaya devam ediyorsa, gerçekte, bağımsız-özerk kurullar yoksa, neden insanlar onlarla ya da onunla kötü olsunlar. Yoksa koltuklar bir anda gidiverir, kimsenin de ruhu duymaz.

DİĞER YENİ YAZILAR