Babalarının adayları

Haberin Devamı

Tayyip Erdoğan, siyasi yetkililer ya da kamu görevlilerinden söz ederken sık sık “benim bakanım”, “benim belediye başkanım”, “benim valim”, “benim temsilcim” diye konuşuyor.

Doğrusu bu “benim” vurgusu son derece yerinde, çünkü bütün önemli atamaları bizzat en tepedeki kişi yapıyor.

Yerel seçim yaklaşıyor, partiler belediye başkan ve meclis üye adaylarını tespit etmeye devam ediyor. Bütün kararlar sonuçta parti genel başkanları tarafından alınıyor. Genel başkanlar zaman zaman bazılarına danışabilir, kamuoyu araştırmaları da yaptırabilirler, ama kararları onlar veriyor.

Bütün belediye başkanlarının, milletvekillerinin genel başkan tarafından belirlendiği bir sistemde, bu kişilerin tekrar aday olabilmelerinin tek şartı genel başkana “biat” etmeleridir.

***


AKP ve CHP adayları sık sık medyada görünüyorlar. Herhalde herkes dikkat ediyordur, ilk cümleleri hep kendilerini aday gösteren genel başkana bir övgü ve teşekkür cümlesidir.

CHP’nin İstanbul büyükşehir adayı olan Kemal Kılıçdaroğlu gibi nitelikli bir siyasetçi bile Baykal’a teşekkür etmiştir.

Partide, önemli görevler için aday gösterilenler ya da atananlar, genel başkanın “babasından kalmış miras” muamelesi görmesinden gocunmuyorlar, çünkü tıpkı genel başkanları gibi onlar için de partilerinin “demokratik” bir işleyişe sahip olmasının önemi yok. Önemli olan genel başkana “ulaşabilmek”, ona “bağlı” kalacağına kendisini ikna etmektir.

Bu “bağlılık” ilişkisi kurulduğu anda o kişi için en güçlü koruma duvarı da inşa edilmiş oluyor.

Şu anda CHP’nin üst yöneticilerinden biri hakkında ağır iddialar ortada dolaşmakta, bunlar basına da yansımaktadır. Ama CHP içinden tek bir kişi olsun, ağzını açıp “şu iddialara bir bakalım” dememektedir, çünkü o kişi Genel Başkan’ın çok yakınındadır, koruması altındadır.

Bir CHP’li kalkıp demiyor ki “Kardeşim bunlar ağır iddialar, gel mesela grup toplantısında konuş, derdini anlat, mal varlığını açıkla...”

Bunu kimse söyleyemez, çünkü Genel Başkan bunu söyleyenin üstünü “çizer”. Siyaset yapabilmenin birinci şartı da genel başkan tarafından isminin çizilmemesi için bütün tedbirleri almak, gerektiğinde konuşmak, gerektiğinde susmasını bilmektir.

CHP’nin söz konusu yöneticisi hakkındaki iddialar birkaç gün sonra unutulacaktır, Hep böyle olur. Bu partinin bir milletvekilinin “ırkçı” sözleri hakkında da hiçbir işlem yapılmamış, konu çoktan unutulmuştur.

Her şeyin bu kadar çabuk unutulduğu ya da her şeye böyle boş verilen bir yapıda genel başkanların birer küçük diktatör olarak parti yönetmeleri de çok kolay oluyor.

DİĞER YENİ YAZILAR