Haberin Devamı
Başbakan Erdoğan’ın, konu ne olursa olsun, karşıdakini azarlayarak her türlü diyalog yolunu kapatmaya çalışması “patolojik” bir hal aldı.
Gazeteciler, iş adamları derken IMF de azar furyasından nasibini aldı. İşin ilginç yanı, Başbakan’ın olaya sanki IMF Türkiye’den bir şey istiyor da kendisi aslanlar gibi direniyor havasını vermesi.
Uluslararası Para Fonu Türkiye’den bir şey istemiyor. Ama uluslararası mali krizin gelişme süreci içinde Türkiye’ye vereceği zararları giderebilmek, krizin dalgalarına direnebilmek için Türk ekonomisinin bir kez daha IMF’ye ihtiyacı olabilir.
Türk ekonomisi 2001 krizinden çıkabilmek için IMF’nin kapısına gitmiş ve anlaşma yapmıştı. Bu anlaşma halen devam ediyor, ama yeni kriz yeni koşullar getirdi.
IMF’nin bir ülke ile anlaşma yapması, tabii ki o ülke ekonomisinin belli bir denetim altında olması anlamına geliyor. Bu durum eğer ayıp olanarak algılanacaksa, ayıp öncelikle ülke ekonomisini muhtaç hale getirenlerin ayıbıdır. IMF hiçbir ülkeye ille de “biz gelelim, ülkenizin ekonomisini düzeltelim” demez. Kendi başına ekonomik sorunlarının üstesinden gelememiş ülkeler IMF’nin kapısına gider, kredi sağlar, bu kredileri çarçur etmeyeceğinin güvencelerini verir. Başbakan’ın “ümük” dediği de budur. Bunun öteki yüzü, söz konusu ülkenin IMF ile anlaşmalarına sadık kalması dolayısıyla belli bir “kredibilite” sahibi olmasıdır.
Başbakan etkilerini göstermeye başlayan global krize IMF ile bilek güreşi ve “ümük koruma” açısından bakarak durumu pek anlamadığını da ortaya koymuş oldu. Daha önce de krizin birkaç gün içinde geleceğini sanıyordu, gelmediğini görünce “hamdolsun”lu nutuklara girişmişti.
AKP hükümeti 2001 krizinin ardından Kemal Derviş tarafından uygulamaya konulan ekonomik politikalara “elleşmedi” ve bugüne kadar onun meyvelerini topladı.
Ama bu büyük krizle birlikte toplanacak meyve kalmadı, eldeki ağaçların da hastalanması ve hiç meyve vermemesi tehlikesi gündemde.
IMF’yi ve IMF ile anlaşma yaparak bazı güvenceler sağlamayı önerenleri azarlayarak krizin yönetilmesinin mümkün olmadığını birilerinin Başbakan’a anlatması gerekiyor.
Başbakan geçen hafta “kredileri geri çağıran” bankaları da azarlamıştı.
Başbakan’a sürekli birilerini azarlamanın ciddi bir zafiyet göstergesi olduğunu, konuya hâkim olmama durumunu açıkladığını da anlatmak gerekiyor.

