Azar ile diyalog

Başbakan Erdoğan konuşmayı, tartışmayı tümüyle bıraktı. Tek "iletişim" yöntemi "azarlama" oldu

Haberin Devamı

Başbakan Erdoğan konuşmayı, tartışmayı tümüyle bıraktı. Tek "iletişim" yöntemi "azarlama" oldu.

Başbakan dün İstanbul Sanayi Odası'nda konuştu. Konuşmasında diyor ki: "Bütün istediklerinizi yaptık, bir sürü şey yaptık ama siz hâlâ karamsar görüşler savunuyorsunuz..." Yani Başbakan İstanbullu sanayicilere "nankör" demeye getiriyor.

Tayyip Erdoğan için herkes nankör kedi durumunda. "Biz bu ülke için her şeyi yaptık ama bu nankörler anlamıyor" psikolojisi geçerli olduğu zaman, ardından "nankörleri" hain olarak görme aşaması gelir. Bu aşamaya geçen bir siyasetçinin de yapacağı tek bir şey vardır: Herkesle kavga etmek.

Başbakan yaptığı "fedakârlıkları" anlatırken sorunları bizzat ilgili kişilerden dinlemeye özen gösterdiğini belirttti ve yine medyaya itibar etmediğini söyledi.

Bugün Türkiye'de ne sorun varsa aynen medyaya yansıyor. Başbakan elbette daha derinlemesine bilgi almak için, aklına takılanları sormak için, insanları karar sürecine katmak için "doğrudan dinleme" yapabilir. Ama medyaya itibar etmek zorundadır. Çünkü birçok kişi, özellikle Başbakan gibi önemli bir şahsiyetin karşısına geldiği zaman "kibarlaşır", gerçek düşüncelerini açık olarak söylemez, Başbakan'ı kızdırmaktan, Mersinli köylü durumuna düşmekten çekinir. Bu yüzden Başbakan, eğer bütün sorunları tam olarak kavramak istiyorsa medyaya itibar etsin. Çünkü kendisinden gizlenenler de medyada yer alıyor.

İyi yönetici...
Başbakan'ın birini azarlaması büyük haksızlıktır. Çünkü karşıdaki çıkıp aynı şekilde cevap veremez, kendisini savunamaz.

Nitekim dün İstanbullu sanayiciler de azarlanma durumunda oldukları için sorunları Başbakan'a diyalog yapısı içinde iletmekte çok zorlandılar.

* Başbakan'ın neleri yanlış algıladığını, hangi konularda yanıldığını söyleyemediler.

* Türk ekonomisinde neden tekrar kriz bulutlarının göründüğünü de anlatamadılar.

Başbakan önce dinledi, sonra azarladı ve gitti. Bu, Başbakan'ı psikoloji olarak rahatlatır ama sorunların gerçek anlamda tartışılmasını sağlamaz. En azından Başbakan, ekonomist olmadığını bilerek konuşmak duyarlığını da gösterebilirdi. Ama göstermedi. Bunun nedenini düşünmek gerekiyor.

Türk ekonomisinin şu andaki durumunu ve sorunlarını iyi kavramış bir yönetim, örneğin Merkez Bankası meselesinde bu duruma düşmez ve bütün ekonomi dünyasını germezdi. Bu örnek tek başına ekonomi yönetiminin nasıl bir "pamuk ipliği" durumunda olduğunu herkese gösterdi.

* İyi yöneticinin, iyi yönetici olduğuna gerçekten inanan bir yöneticinin azarla iletişim kurmaya ve susturmaya ihtiyacı olamaz.

DİĞER YENİ YAZILAR