Az farkla hayır: Genel seçime doludizgin(2)

12 Eylül 2010, saat 21.00

Haberin Devamı

Referandum sonuçları arasında biri hariç, üç olasılığın da ortada olduğu varsayımıyla dün “az farkla evet” üzerine düşündük, bugün referandumda “az farkla hayır” çıkması durumunda ne olabileceğini tahlil etmeye çalışacağız.
Bu olasılıkta, kim suçlanırsa suçlansın, ister hakem, ister Kürtler; AKP ve Erdoğan ilk kez bir halk oylamasında yenilmiş olacaktır. AKP bugüne kadar girdiği bütün genel ve yerel seçimlerle cumhurbaşkanı seçimi ve referandumundan galip çıktı. Eğer az farkla bir hayır çıkarsa, bu sonucun ilk yenilgisini alan AKP’nin üzerindeki birinci etkisi kuşkusuz ciddi bir güvensizlik duygusu olacaktır.
Bu durumda, Erdoğan ve AKP kurmaylarının erken bir genel seçimi gündeme getirme olasılığı vardır, ama onun yerine zamanında seçim ve bu seçim öncesinde bütün “kozları” oynama olasılığı daha güçlü görünüyor.



***


AKP’nin ilk kez yenilmesi hem CHP’de hem MHP’de, genel seçimde de kazanma umudunu ciddi olarak yükseltecek, böylece “CHP tek başına iktidar olur mu” ve “CHP-MHP koalisyonu olabilir mi” spekülasyonları da seçimden çok önce başlayacaktır.

“Az farkla hayır“da AKP cenahı ve diğer “evetçiler”, Erdoğan’ın herkesle kavga etmesini ve kampanyanın önemli bölümünü yüksek gerilim düzeyinde götürmüş olmasını da öyle veya böyle gündeme getirecektir. Yani Erdoğan’ın liderlik nitelikleri ilk kez sorgulanacak demektir ki bu mesele, sonraki siyasi süreç ne olursa olsun, cumhurbaşkanı seçimine kadar sıcak kalacaktır.

AKP, Kürtleri şiddetle suçlayacak, oy kaybı tahlilleri yaparken Kürt açılımını da bu konunun “içinde” konuşacaktır. Ve partinin ana yapısını oluşturan kadronun muhafazakâr siyasetlerinin katkısıyla 20 Eylül’de PKK’nın ateşkesinin sona ermesi öncesinde ve sonrasında açılım adına herhangi bir adım atılması son derece zorlaşacaktır.

***


CHP ve Kılıçdaroğlu’nun kendisine güveni artacaktır. Ancak bu güven artışının Kılıçdaroğlu’nun kimi konuşmalarında arada bir işareti görülen, CHP’nin demokratik gelişmeler bağlamındaki muhafazakârlığının değişimine nasıl bir etkide bulunacağını tahmin etmek mümkün değil. Buna karşılık, CHP içinde Kılıçdaroğlu’nun daha güçlü bir genel başkan konumuna geleceği ve parti üst yönetimini şekillendirmede daha aktif olacağı bellidir.

AKP’nin, bir açıdan, ABD’de kullanılan deyimle “topal ördek” konumuna düşmesini, Kürt meselesiyle ve terörle ilgili herhangi bir adım atmakta yaşayacağı zorlanmayı herhalde BDP de değerlendirecektir.

Bu arada... Ne kadar farkla olursa olsun; “hayır” çıkması halinde Kenan Evren ile 12 Eylül askeri yönetiminin asker ve sivil sorumlularının duruma ne kadar sevineceğini de hatırlatmak gerekiyor.

Yarın: Farklı evet

DİĞER YENİ YAZILAR