Aymazlık az kalır

Haberin Devamı

Geçenlerde, İstanbul’da yaşayan bir Amerikalı gazeteci, Türklerin deprem konusunda bu kadar vurdumduymaz olmaları karşısında dehşete düştüğünü yazıyordu.

Büyük depremin üzerinden on iki yıl geçti, bu arada ülkemizin dört bir yanında sayısız deprem oldu, çok can kaybettik, büyük maddi zararlara uğradık.

İstanbul depreminde beklenen, yüz binleri aşan can kaybedilmesi, on binlerce binanın yıkılmasıdır.
Yerli yabancı uzmanlar ve hatta “yetkililer” on iki yıldır bu hesapları yapıyor, anlatıyor.

Üniversiteler, ilgili sivil toplum kuruluşları yıllardır araştırmalarını sürdürüyor ve uyarılarını, önerilerini tekrarlıyor. Ama o korkunç aymazlık duvarında bir gedik bile açılmıyor.

***

2020 Olimpiyatları‘nı İstanbul’da gerçekleştirmek için çalışacak olanlar, o yılda nasıl bir İstanbul olabileceğini belli ki akıllarına getirmiyorlar.

Geçen on iki yıl içinde daha henüz kamu binalarının güçlendirilmesi çalışmaları dahi tamamlanmadı.
İstanbul’da binaların sadece üçte birinin deprem sigortası yaptırmış olması, yüz binlerce binanın yasal işlemlerinin eksik olması yani deprem karşısındaki fiziki durumları ‘meçhul’ olmakla birlikte hâlâ kullanılıyor olmaları aymazlığın en açık kanıtlarıdır.

Toplumun hazırlanmasında da durum farklı değil.
Okullarda zaman zaman bazı eğitim çalışmaları yapılıyor, sonra bu birinci derecede hayati sorun unutuluveriyor.

***

Geçen on bir yılda olduğu gibi bugün de, büyük depremin yıl dönümünde aynı teranelerin tekrarlanması, aynı nutukların atılması İstanbul’u deprem felaketinden kurtarmayacaktır.
İstanbul depremini karşılamak için gerçek bir seferberlik faaliyetinin şart olduğunu çocuklar da biliyor, ama bunun için kimse parmağını oynatmıyor.

Bugün Somali’deki insanlık felaketi karşısında gözleri yaşaran yetkili şahıslar yarın İstanbul depreminin kurbanlarına bakarken kendi vicdanlarına ve halka nasıl hesap vereceklerinin hazırlığını da şimdiden yapmalıdırlar.
“Kader” deyip saklanacakları günleri düşünmek yerine hemen harekete geçsinler. Bir gün bir gündür.

Marmara çevresindeki bütün yerel yönetimler her an deprem seferberliğini başlatabilirler.

Yapılması gerekenler belli olduğuna göre, hâlâ bu seferberliği başlatmamak, İstanbul’u ve İstanbul halkını felakete teslim etmek demektir.

DİĞER YENİ YAZILAR