Bir ülkenin başbakanının her sözü önemlidir. Ama bizim Başbakanımız'ın sözleri giderek önemini yitiriyor. Önemsiz, ağıza geldiği gibi çıkmış sözlerin toplamında da bir önemsizlik yığını oluşur. Sonunda hiçbir sözün dikkate değer bir tarafı kalmaz.
Tayyip Erdoğan şu anda bütün zamanını bu işe vermiş durumda. Danışmanların yazdığı metinlerin dışına çıktığı anda ağzından dökülen sözler bütün endazeleri de aşıyor nezaketleri de aşıyor.
Tayyip Bey'in dün yine bir dış geziye çıkarken giderayak medyaya yaptığı saldırı da bu endaze ve nezaket aşımının son örneği.
Maliye Bakanı ile ilgili bir soru Başbakan'ı "çıldırtıyor" ve Başbakan şöyle konuşmaya başlıyor:
"AK Parti iktidarı kendi kararını kendisi verir. Biz ne zaman nasıl adım atacağımızı biliriz."
* Tabii ki sonuçta kararı iktidar verir, iktidarın en başında bulunan en sorumlu kişi verir. Ama bu kararı akşam yatıp sabah uyandığındaki ruh haline göre vermez. Toplumu dinler, insanları dinler, sözü dinlenmeye değer kişileri dinler.
Burada konu Maliye Bakanı'dır, hani televizyonların reklam kuşaklarında "Unakıtan pastörize yumurta" reklamında adı geçen "Unakıtan" ailesinin büyüğü olan Bakan.
Tayyip Bey devam ediyor:
"Medya bu konuda kendisini fazla yormasın. Medyanın ileri gelenleri de kendilerini yormasın. Köşe yazarları da kendilerini yormasın."
* Demiş oluyor ki Başbakan, "medyada yer alan hiçbir haber ve bilgi benim umrumda değildir, ben bunlara aldırmam."
Yani Tayyip Bey, kendi hükümetinin Maliye Bakanı'nın adının "pastörize yumurta" markası olmasına aldırmıyor.
Siyasi tarihimize bir bakın
Tayyip Bey devam ediyor:
"Attıkları birçok iftiranın yalan olduğu ortaya çıkıyor."
* İster Başbakan olsun, ister sade vatandaş, birisi bir başkasını "iftira atmak"la suçladığı zaman bunun kanıtlarını da ortaya koymak zorundadır. Başbakan Maliye Bakanı'nı bu kadar sahiplenme duygusu içindeyse kamuoyunun önüne çıkar ve bu bakan hakkında yayınlanmış bütün iddialara tek tek cevap verir.
Tayyip Bey devam ediyor:
"Ve bunun bir şeyler karşılığında olduğunun biz farkındayız. Bakın bu konuda bu kadar ağır söylüyorum."
* İşte burada işin içine "ayıp" kelimesi giriyor. Bu cümleyle Başbakan, Maliye Bakanı ile ilgili yayın yapanların bu faaliyet karşılığı çıkar sağladığını ya da sağlamayı umut ettiğini söylüyor. Kendisi de yaptığı suçlamanın ağırlığının farkında olduğunu belirttiğine göre bunun gereğini yerine getirmek zorundadır.
Yani bildiği ne varsa açıkça söylemek zorundadır.
Ve Tayyip Bey'in son cümlesi:
"Bugüne kadar gelmiş iktidarlardan bir iktidar değiliz."
* İşte en büyük yanılgı cümlesi budur. Tayyip Bey Türk siyasi tarihi hakkında biraz bilgi alırsa, kendisinin yaptığı bu konuşmayı yapmış onlarca siyasi olduğunu görecek ve her birinin siyasi hayatının bitiş şeklini öğrenecektir.
Ayıp oluyor
Bir ülkenin başbakanının her sözü önemlidir. Ama bizim Başbakanımız'ın sözleri giderek önemini yitiriyor. Önemsiz, ağıza geldiği gibi çıkmış sözlerin toplamında da bir önemsizlik yığını oluşur. Sonunda hiçbir sözün dikkate değer bir tarafı kalmaz
Haberin Devamı

