Ayıp her zaman ayıptır

Yere tükürmeyen bir insan için "Aferin yere tükürmüyor" denilemez. Deniliyorsa ortada bir yanlış var demektir

Haberin Devamı

Yere tükürmeyen bir insan için "Aferin yere tükürmüyor" denilemez. Deniliyorsa ortada bir yanlış var demektir. Bir kamu görevlisinden "Hayatında harama el sürmemiş, rüşvet almamıştır" diye söz ediliyor ve bu takdir vesilesi olabiliyorsa, durum vahim demektir.

Milletvekillerinin, bakanların ticari işler yapması Turgut Özal dönemine kadar yasaktı. Özal bu yasağı çok "ayıp" bir gerekçeyle kaldırdı: Milletvekilleri iş takibi yapıp para kazanmaya çalışıyorlar, bari kendi işlerine devam etsinler, iş takipçiliği yapmasınlar!

Özal'ın gerekçesi aynen böyleydi ve bütün siyaset sınıfını ağır itham altında bırakıyordu.

Bundan sonra milletvekillerinin, dolayısıyla bakanların ve başbakanların "özel" işleri olması yasal olarak kabul edilmiş oldu. Bir avukat milletvekili seçilse bile bürosunu kapatmıyor avukatlık yapmaya devam ediyordu...

Batı'da bütün ülkelerde siyasetin bir çıkar sağlama aracı olmasını engelleyen, siyasilerin kendi çıkarlarını öne almasını yasaklayan kısıtlamalar vardır.

Bu kısıtlamalardan öteye, toplumun "ayıp" kavramları vardır. Siyasi hayatında kendine çıkar sağladığından kuşkulanılan hiçbir kimse siyasete devam etmemiştir, edemez. Kamuoyu bu "ayıpları" takip eder, "ayıp" yapanın siyasi hayatını bitirir.

Adı gibi olmak için...

Bizde ise ne yazık ki "ayıp" kavramı öyle erozyona uğramıştır, öyle deforme edilmiştir ki kamu görevlileri "hiç rüşvet almamıştır" diye övülür.

Bir önceki hükümetin radikal milliyetçi kanadından olan Bayındırlık Bakanı'nın inşaat malzemeleri satan bir şirketin ortağı olmasını da ne kendi partisi ne de kamuoyu hoş görmüştü.

Söz konusu bakan görevinden ayrılmak zorunda kalmış, ama üç yıl sonra partisinin genel başkanlığına talip olmuştu. Bu da "Burası Türkiye her şey unutulur" mantığının basit sonuçlarından biri olarak görülebilir.

Üç yıl önce "utanarak" görevinden ayrılan bir bakanın üç yıl sonra partisinin genel başkanlığına aday olmasını başka türlü açıklamak mümkün değildir.

• Şu andaki Başbakan'ın da, görevinin başındayken yeni bir şirketin büyük ortağı olmasını açıklamak mümkün değildir.

Ülkemizdeki en muhafazakâr kesimin Batı korkusu sık sık farklı ahlâk anlayışına dayandırılır.

Orada çok küçük bir suçlamayla karşılaşanlar, topluma "ayıp" edenler insan önüne çıkamazlar. Fransa'da intihar eden eski başbakan olayını da herhalde herkes bilmektedir.

• AKP kurulduğu günden beri kendisine Ak Parti denilmesini istemektedir. Bunun nedeni "Benden öncekiler karaydı, ben akım" görüntüsünü parti adıyla da verebilmektir.

Adını "Ak" koyarak "ak" olunmaz, sonuna kadar "ak" davranarak "Ak" olunur.

DİĞER YENİ YAZILAR