Avrupa'nın krizi

Avrupa geleceğini ağır bir kriz ortamında tartışıyor. Bu tartışmanın bütün boyutları bizi yakından ilgilendiriyor. Tartışmanın bir yanı "para" diğer yanı ise yakın gelecekteki "Avrupa kimliği dir.

Haberin Devamı

Avrupa geleceğini ağır bir kriz ortamında tartışıyor. Bu tartışmanın bütün boyutları bizi yakından ilgilendiriyor. Tartışmanın bir yanı "para" diğer yanı ise yakın gelecekteki "Avrupa kimliği dir.

Bu kriz, öncelikle Türkiye'deki Avrupa karşıtlarını heyecanlandırdı. Bu cephenin temel tezi "biz ne yaparsak yapalım, ne taviz verirsek verelim Avrupa Birliği bizi almayacaktır" şeklinde özetlenebilir.

Bu, Avrupa'nın genişlemesine, daha etkin bir kimliğe kavuşmasına karşı olan Avrupalılar açısından doğrudur. Türkiye'nin AB üyesi olmasına şiddetle karşı çıkan da Avrupa'daki bu siyasi hareketlerdir.

Fakat şu anda tek bir Avrupa yok. Bundan önce de tek bir Avrupa olmadı. Avrupa Birliği bugünkü yapısına ulaşana kadar büyük görüş ayrılıkları ve çatışmalar yaşandı. Fransa'nın ingiltere'yi Birlik dışında bırakma çabalarının yarattığı çalkantılar da bugün yaşanan kriz kadar büyük krizlere yol açmıştı.

Türkiye'nin Avrupa Birliği hedefini "Avrupa'ya tavizler vermek" şeklinde anlayanlar, tabii ki son çalkantıyı da Türkiye'nin yolunun kesilmesi çabası olarak algıladı.

Sıkıntının kaynağı
Avrupa Birliği'ne tam üyelik sürecini ve Türkiye'nin çağdaşlaşma atılımlarını "taviz vermek" olarak gören anlayışların gelecekle ilgili bir vizyonları yoktur. Sağlamak istedikleri sadece bugünkü yapının değişmesini engellemektir.

Türkiye'nin toplumsal, hukuki ve ekonomik yapısının daha ileri bir düzeye ulaşması için yapılan her şeyi "taviz" diye görenler, ancak bugünkü yapıda etkili olabilecekleri için karşı mücadele veriyorlar.

Avrupa Birliği hedefini basit bir siyasal dayanak olarak kullanmak ve ilk fırsatta da "yan çizmek" hevesi taşıyan bir siyasal yapı da sık sık kendini ele veriyor. Bu hedefi bir çağdaşlaşma çabası, büyük bir toplumsal zihniyet değişimi olarak görmeyi siyasi yapımız henüz içine sindirmiş değil.

Bugün Ankara'da görülen tereddüt ve kararsızlıkların kaynağı da bu.

Değişim ruhu henüz Ankara'da etkili olamadı, iktidar partisi her gelişmede tereddütler içinde kıvranırken, değişim karşıtlığının bayrağını da sosyal demokrat muhalefet partisi kapmaya çalışıyor.

Daha on on beş yıllık demokrasi geçmişi olan Orta Avrupa ülkelerinin nasıl olup da Türkiye'nin önüne geçtiği sorusunun en basit yanıtı da buradadır.

Sıkıntı ve güçlüklerin kaynağı Avrupa Birliği'nde değildir, Türkiye'nin merkezindedir.

DİĞER YENİ YAZILAR