Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye ilişkin kesin kararını almasına çok az bir süre kaldı. Bu karara temel oluşturacak birkaç önemli unsur vardır.
Bunlardan birincisi, Türkiye'nin bütün hukuki ve idari yapısının, AB'nin Kopenhag kriterleri adını verdiği ilkelere uygun olmasıdır. Bu yolda Türkiye'nin çok önemli mesafeler kaydettiği ortadadır. Anayasa ve yasalarda birkaç değişiklik daha yapılacak ve "kağıt üzerindeki" temel tamamlanmış olacaktır.
İkinci unsur, yasalardaki değişikliklere rağmen uygulamada aynı hızla mesafe alınamamasıdır. Bu konuda, "ana dilde yayın ve eğitim" meselesi kilit konumdadır. Şu andaki ağırdan almaya ve bazı çevrelerin ayak diremesine rağmen uygulamada da gelişmeler sağlanması kaçınılmaz olacaktır.
Üçüncü kilit olan Kıbrıs sorununda Türkiye'nin attığı son adımlar AB'nin Türkiye'ye bakışındaki birçok soru işaretini de ortadan kaldırmıştır. Bunlar, siyasi ve resmi platformdaki unsurlardır.
Bunların dışında, Avrupa'nın karannı belirleyecek olan en önemli unsur Türkiye'nin laik demokratik bir cumhuriyet olarak Müslüman bir halka sahip olmasıdır.
Avrupa, ABD yönetiminin şu anda yürüttüğü Ortadoğu politikalarının bir medeniyetler çatışmasına dönmesi ihtimalinden kaygı duymaktadır. Bu açıdan Avrupa, "radikal siyasi İslam" ile "Müslüman halk" arasında açık ayırım olması için çaba göstermektedir.
Neyi konuşuyorlar...
Şu anda AB ülkelerinde toplam 9 milyon Müslüman yaşamaktadır. Bunların büyük bölümü İngiltere, Fransa ve Almanya'dadır. Ve bu üç ülke kendi topraklarında yaşayan Müslüman topluluklar arasında "radikal İslamcı" örgütlenmelerden sıkıntı duymaktadır.
Önümüzdeki mayıs başında AB üyesi olacak olan ülkelerde yaşayan birkaç yüz bin Müslüman daha bu sayıya eklenecektir. Şu anda Avrupa'daki Müslüman nüfusun ana dağılımı şöyledir:
Almanya 1,8 milyon, Fransa 3,3 milyon, İngiltere 1,6 milyon, Hollanda 700 bin, İtalya 600 bin, Belçika 260 bin, Yunanistan 140 bin.
Avrupa ülkeleri göçmen Müslüman nüfusun uyumu konusunda büyük sorunlar yaşamışlardır, yaşamaya devam ermektedirler. Ve bu ülkelerin çoğunda radikal siyasi İslamın önemli örgütlenme ve etkinlikleri bulunmaktadır.
Bu koşullarda Türkiye'nin AB üyeliği, AB'deki Müslüman nüfusun on yıl içinde yaklaşık 100 milyona ulaşması anlamına gelmektedir. Şu anda 374 milyon AB vatandaşının 9 milyonu Müslümandır. On yıl sonra 550 milyon AB vatandaşının 100 milyonu Müslüman olacaktır.
Avrupa Birliği'nin kapalı kapılar ardında konuştuğu sorun budur. Bunun AB açısından sorun üretmeyeceği, tam tersine, laik Türkiye'nin AB'nin Müslüman ülkesi olmasının bu topluluğun geleceğinin güvencesi olacağını anlatmak sadece Türkiye'ye düşer. Bu da sadece sözle değil, Türkiye'nin her bakımdan hızlı gelişmeler sağlamasıyla kanıtlanabilir.
Avrupa'nın korkusu
Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye ilişkin kesin kararını almasına çok az bir süre kaldı. Bu karara temel oluşturacak birkaç önemli unsur vardır
Haberin Devamı

