Av tutkusu, Hitler’i öğrenmek ve AB’nin Müslüman dünyaya bakışı

Bu haftaki ilk kitabımız doğru ya da yanlış olduğunu tartışmadan, gazeteciliğe tutkuyla bağlı bir yazarın kaleminden avcılığı anlatıyor

Haberin Devamı

İkinci kitabımız “Hitler savaşı kaybedeceğini hiç düşündü mü” sorusuna içeriden yanıt buluyor. Son kitap ise
Türkiye, Bosna, Fas ve Mısır’ın yapısını ve bu ülkelerde dinin yerini inceliyor.


Dördü de Müslüman, ama...

Joost Lagendijk, Avrupa Parlamentosu’na Hollanda Yeşiller’den seçildi, AB-Türkiye Ortak Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı olarak da Türkiye’nin bütün önemli meseleleri üzerinde çalışmak zorunda kaldı.
Aydınlanma devriminden geçmiş, laiklik meselesinde herhangi bir sorun ve tereddüdü olmayan Avrupalı toplumlar için Müslüman ülkeler her zaman çok bilinmeyenli bir dünya oldu. O dünyayı tanıma merakı da 11 Eylül saldırılarından sonra başladı. Bu dünyadaki her Müslüman ülke, aslında diğer Müslüman ülkelere fazla benzemez. Türkiye’nin tümünden farklı olduğunu geç de olsa gördüler.
Lagendijk ile yine Avrupa Parlamentosu üyesi Jan Marinus Wiersma’nın ortak çalışmalarının adı “Avrupa’nın Müslüman Komşuları”. Ele alınan dört ülke de bütün diğer Müslüman dünyaya göre Batı’ya çeşitli nedenlerle daha yakın olan Türkiye, Bosna, Fas ve Mısır.
Kitap bu dört ülkenin yapılarını ve dinin her birindeki yerini inceliyor. Dört ülke için de “iyimser gelecekler” kurmaya çalışıyor.
Kendimize farklı bir gözden bakmak, diğer üç ülkenin dikkatimizden kaçmış yönlerini, benzerliklerini ve farklarını anlamak için okunması gereken bir kitap.


Hitler öyle biriymiş

İkinci Dünya Savaşı’nı kaybettiğini anlayan Hitler’in, müttefik kuvvetleri Berlin’e girerken intihar ettiğini biliyoruz. Egosu böyle yüksek ve bütün dünyayı ele geçirmek üzere yola çıkmış bir kişinin yenilgiye tahammül edememesi ve düşmanlarının eline geçmemek için kendisini öldürmesi doğal karşılanabilir. Hitler savaşı kaybedeceğini hiç düşündü mü? Sonuna kadar düşünmediğine ilişkin çok bilgi var. Yeni yayınlanan “Hitler Kitabı” dünyanın gelmiş geçmiş en büyük cellatlarından birinin kişiliğiyle ilgili kendisine en yakın iki tanığın verdiği bilgilerden oluşuyor. Savaş bittiğinde Rusların eline geçen Naziler arasında Hitler’in iki yaveri de vardır. Uzun süre onun yanında bulunmuş, birçok mahrem durumuna da tanık olmuşlardır. Ruslar bu iki askerin değerini fark eder. Ayrıca Stalin de Hitler’i resmi bilgilerin ötesinde tanımak istemektedir. Sovyet görevliler bu iki iki yavere anlattırırlar ve ortaya o üne kadar bilinenlerin ötesinde bir Hitler çıkar. Tabii ki bu şahsın ana özellikleri aynıdır, ama çıkan görüntü daha derin bir Hitler anlatmaktadır. “Hitler Kitabı”nda yıllarca Sovyetler’in gizli arşivlerinde uyumuş bu dosyanın tümü var. Savaş hikâyelerini sevenler “Hitler Kitabı”nı mutlaka okumalıdır. Ayrıca böyle bir insanın hangi aşamalardan geçerek “öyle” olduğunu merak edenler için ilginç ayrıntılarla dolu bir kaynak olarak tavsiye edilir.


Av iyi bir şey midir?

Ufuk Güldemir, İstanbul’da çalışmaya başladığında ilk röportaj önerisi “av”a ilişkindi. Bir grupla Doğu’da ava gidecek, izlenimlerini yazacaktı. Yazdı, çok da güzel yazdı. Ama Ufuk’un “av” bakışını, “avdaki adrenalin” bağımlılığını hiçbir hayvansever kolay anlayamaz. “Gecenin Yüreği” kitabı, av tutkunu gazeteci, kardeşimiz Ufuk Güldemir’in yaşadığı av heyecanlarını aktardığı yazılardan, izlenimlerden oluşuyor. Ufuk’la birlikte geçirdiğimiz yaklaşık yirmi beş yıl içinde onun bu tutkusunu anlayamamış kişilerden biri de hep ben oldum. Canlıların üzerine, sadece ona zarar vermek için kurşun sıkma eylemini anlamak Ufuk’un güzel metinlerine rağmen benim için hâlâ zor, çok zor.
“Gecenin Yüreği”ni av meselesini tartışmadan, gazeteciliğe de tutkuyla bağlı bir yazarın ürünleri olarak okuduğumuzdaysa başka bir tadla ayrılmak da mümkün.
Ufuk Güldemir’in kitabını ava bizim gibi bakmayanlar kuşkusuz daha çok seveceklerdir. Ava gidenler, avla ilgili olanlar bu kitabı mutlaka okulmalıdır, Ufuk’un yaşadığı heyecanları onlar çok sevecektir. Kitaptaki fotoğraflar da Ufuk’u tanıyanlar için, aslında avdan bağımsız bir Ufuk’un da hikâyesini anlatıyor.

DİĞER YENİ YAZILAR