Ateşe atlamak?

Önce Hamas lideri Halid Meşal geldi, sonra da Irak Başbakanı İbrahim Caferi... Yanıbaşımızdaki iki büyük ateş topunun tarafları olan kişilerin ziyaretleri ateşe fazla yaklaşmak anlamına geliyor

Haberin Devamı

Önce Hamas lideri Halid Meşal geldi, sonra da Irak Başbakanı İbrahim Caferi... Yanıbaşımızdaki iki büyük ateş topunun tarafları olan kişilerin ziyaretleri ateşe fazla yaklaşmak anlamına geliyor.

* Irak'ta fiili bir iç savaş var. Irak fiilen bölünmüştür ve şu anda savaşan Sünnilerle Şiileri bir arada tutmak imkânsız denecek kadar zordur.

Irak'ın yakında yürürlükten kalkacak olan anayasası, aslında zayıf bir federasyon öngörmekte, dolayısıyla bölünmenin hukuki altyapısını hazırlamaktadır.

Ayrıca Irak "hükümeti" hiçbir şeye hakim değil ve sadece Amerikan işgal kuvvetleri sayesinde ayakta duruyor. Irak'ta taşların yerine oturması bir yana, yangın her gün biraz daha yayılıyor.

Bu yangının içine "biz durdururuz" diyerek atlamak, önümüzdeki en büyük tehlikelerden biridir.

* AKP hükümetinin dış politika çizgisinde belirgin bir unsur öne çıkıyor. Bu da "tarihi bağlar" ve "dinsel bağlar" dolayısıyla Ortadoğu'da aktif rol almak şeklinde özetlenebilir. AKP içinde ve oldukça üst kademelerde, bugünkü Türkiye'yi Müslüman dünyanın lideri "Osmanlı" gibi görme eğilimleri zaman zaman ortaya çıkıyor.

Gerçekçi ve somut öncelik
Ortadoğu'da, özellikle de kan gölüne dönmüş bir Irak'ta sözü dinlenir bir arabulucu olmak hiç kimse için kolay değildir. Ankara için de kolay değildir. Trilyonlarca dolar değerinde bir petrol varlığının paylaşım savaşında söz sahibi olabilmek için bazı güçlere sahip olmak gerekir.

Ancak gerekli güç ve silahlara sahip olmadan ateşin içine arabulucu ya da "Müslüman dünyanın lideri" pozlarında atlamak, büyük tehlikelere gebe yanlışların başında gelir.

* Irak meselesinde Türkiye açısından en önemli unsur, gerçekte kurulmuş olan Kürdistan ile sağlanması gereken barışçı işbirliğidir.

Tabii ki bunu gerçekleştirmek de kolay değildir, ama geleceğin inşası ve Türkiye'nin ateşten uzaklaşması bu politikada ısrar edilmesinden geçiyor.

Bu politikanın önemli unsurlarından biri de kuşkusuz Türk vatandaşı Kürtlerin geleceği ve hayal peşinde koşmaktan vazgeçmeleriyle ilgilidir.

"Müslüman dünyanın liderliği" gibi gerçeklerden kopuk ve hayali bir misyona soyunmak Türkiye'ye ancak yeni sıkıntılar getirir. Türkiye'yi "Müslüman dünyanın Batı'daki temsilcisi" gibi görenlerin çabaları da Türkiye'yi Ortadoğu'nun yangınlarına daha fazla yaklaştırmaktan başka sonuç veremez.

DİĞER YENİ YAZILAR