Atatürk'ün eski eşine ait Türk Tarih Kurumu'nda saklanan belgelerin açıklanmasıyla ilgili tartışma sürüyor. Son olarak "Latife Hanım'ın akrabaları bunların açıklanmasını istemiyor" kararı açıklandı.
Buradaki "akraba" sözcüğüyle yasal mirasçılarının kastedilip edilmediği ise açıklanmıyor. Hangi "akraba", hangi "gerekçeyle" bunların açıklanmasını istememiştir, o da anlaşılmıyor.
Bu belgeleri görmüş olan tek kişi de hem "açıklansın" dedi hem "açıklanmasın" dedi. O kişi dışında da bu belgelerin içeriği hakkında bilgi sahibi olan kimse yok.
* Belgelerin açıklanmasıyla Atatürk'ün özel yaşamına dair "gereksiz" ayrıntıların bilineceği ve bunların Atatürk aleyhine kullanılması imkânının doğacağı, "açıklanmasın" diyenlerin gerekçesidir.
* Atatürk'ün ya da herhangi bir büyük tarihsel kişi olsun, özel yaşamıyla ilgili ayrıntıların ortaya çıkmasının o kişiyi yıpratamayacağı bir çağda yaşıyoruz.
Hâlâ bu türden bilgileri kullanarak tarihi kişileri yıpratmaya çalışacak olanların ortaya çıkmasının da fazla bir önemi yok.
* Ve bu olay da aslında "yasaklama" fikrinin neredeyse "genlerimize" işlemiş olduğunun göstergelerinden biri. Benzeri her olayda hemen bir "açıklanmasın", korosu beliriveriyor. Çünkü "yasakçı" ruhumuz, ortaya çıkacak her gerçeğin bize zarar verebileceği kompleksi içinde yaşamayı sürdürüyor.
Atatürk'e ilişkin belgelerin "özel hayat" ile ilgili olması mümkündür ve bu konudaki kararın, belgelerin yasal sahibi olan yetkili mirasçı tarafından verilmesi de yasaya uygun olabilir.
* Ancak konu Atatürk'tür ve eski eşinin yasal mirasçısının böyle bir konuda tek yetkili olması da doğru değildir.
Yasakçı kafanın asıl derdi
Bu tartışma içinde yapılan resmi açıklamalarda genel olarak bir "akrabalar" kavramı kullanılıyor, ancak bu akrabaların kaç kişi olduğuna, kimler olduklarına ilişkin hiçbir bilgi verilmiyor.
* Türkiye, her tarihi olayda yasakçı kafanın etkili olmasının en açık ve net zararlarından birini Ermeni meselesinde yaşadı. Belgeler "neme lazım, aleyhimize bir şeyler çıkar" diyenler tarafından saklanmış, bunlar araştırmacılara verilmemiş ve bu sorun da sonuçta büyük bir siyasi meseleye dönüşmüştür.
Yasakçılık ancak o günü kurtarır. Bugüne kadar hep öyle olmuştur. Atatürk'e ilişkin belgelerin gizlenmesi de ancak bugünkü "yetkililerin" bu sorundan şimdilik "kurtulmasını" sağlar.
Ve bu yasakçı ruh, Atatürk'e asıl zarar verecek olanın, bu belgelerin gizlenmesi olduğunu anlayamaz. Anlasa, zaten yasakçı olmazdı...
Atatürk belgeleri
Atatürk'ün eski eşine ait Türk Tarih Kurumu'nda saklanan belgelerin açıklanmasıyla ilgili tartışma sürüyor. Son olarak "Latife Hanım'ın akrabaları bunların açıklanmasını istemiyor" kararı açıklandı
Haberin Devamı

