İktisatçılar son dönemde iki kavramla sürekli "bir şeyler" anlatıyor. Siyasiler de aynı kavramları kullanarak "bir şeyler" anlatıyor.
Biri "cari açık" diğeri de "faiz dışı fazla". Bunların yanına milyar, trilyon ve katrilyonlar eklendiğinde ortaya anlaşılması zor bir görüntü çıkıyor. Doğrusu vatandaşın bunları anlamak için çaba göstermesini bekleyen de yok. Onlar aralarında konuşuyorlar, başka kimsenin konuştuklarını anlaması pek işlerine gelmiyor.
Aslında bunlar çok açık ve basit durumları anlatıyor.
"Cari açık" ile başlayalım.
* Cari açık, yurt dışından gelen para ile yurt dışına çıkan para arasındaki farkı-gösteriyor.
Yurt dışından para birkaç yolla gelir. Yabancılar yatırım yapar, "sıcak para" denilen nakit parayla gelir borsadan kağıt alır.
Döviz dışarıya yatırım için çıkar, ithalat için çıkar. Eğer yurt dışına giden döviz gelen dövizden daha fazla ise aradaki farkın adı "cari açık" oluyor. Ve bu durumda aslında bizde olmayan dövizi harcamış oluyoruz.
* Bu yılın ilk beş ayında "cari açık" yaklaşık 9 milyar dolar. 33 milyar dolar gelmiş, 42 milyar dolar çıkmış.
Olmayan para harcanamayacağına göre bu fark, "cari açık" yine dışardan kredi alınarak, borç alarak karşılanıyor. Yani Türkiye biraz daha borçlanıyor.
Teorik moral...
* "Faiz dışı fazla" ise gerçekten kimsenin hiçbir şey anlamaması için iktisatçılar tarafından bulunmuş en ilginç kavramlardan. IMF heyetleri gelip gittikçe bu kavram kullanılıyor. Ne anlama geldiğini de yine sadece kendileri biliyor.
Önümüzdeki yılın bütçesini alalım. Bütçenin geliri 105 katrilyon, gideri 150 katrilyon. Yani daha baştan 45 katrilyon açık var.
Devlet bu açığı karşılamak için önce içeriye gidiyor, yani yine borç alıyor. Borçlanarak gelir gider eşitliği sağlanmış oluyor.
Sonra devlet buradan 65 katrilyon borç faizi ödüyor. Yani ödenen faiz 65 katrilyon, alınan borç 45 katrilyondur.
Bundan sonra o sihirli kelime geliyor: Faiz dışı fazla. Devletin geliri gerçekte 105 katrilyon. Önce 45 katrilyon borç alıyor. Faiz borçlarını ödüyor. Geriye 85 katrilyon kalıyor. Geliri 105 olduğuna göre, harcadığı da gerçekte 85 olduğuna göre 20 katrilyon tasarruf etmiş oluyor. Hesabı böyle yapıyorlar ve kağıt üzerinde büyük bir tasarruf görünüyor.
* Bu hesap sistemiyle gerçekte her gün, her yıl ağırlaşan borç yükü "kaynatılıyor."
Borçlanıyoruz, hepsi bu
Aslında gerçek durum özetle şudur:
Devletin gelecek yıl açığı 45 katrilyondur ve bu açık yine borç alınarak karşılanacaktır. Bu açık böylece kapandıktan sonra devlet 65 katrilyon faiz ödeyecek, 85 katrilyon ile diğer işlerini görecektir. Faiz dışı fazla da "teorik" olarak yapılan tasarrufu göstermektedir.
Gerçek durum şudur:
* "Cari açık" yani dışarıya giden paranın gelen paradan fazla olması dolayısıyla Türkiye bu yıl 20 milyar dolar kadar yeni borç almış olacaktır.
Bütçe açığı dolayısıyla da 45 katrilyon yeni iç borç alacaktır.
IMF heyeti dolayısıyla yine bu kavramlar ve rakamlar bol bol telaffuz edilecek, ama gerçekte ne olduğunu fazla kimse anlamayacaktır.
Sonunda böyle bir borç sistemiyle yeni bir krize girersek bunu da anlatmak zor olacaktır.
Aslında çok açık
İktisatçılar son dönemde iki kavramla sürekli "bir şeyler" anlatıyor. Siyasiler de aynı kavramları kullanarak "bir şeyler" anlatıyor
Haberin Devamı

