AKP’nin ilk iktidar dönemiyle ikinci iktidar döneminin ilk altı ayı arasında önemli farklar var.
İlk iktidar döneminde ekonomide daha önce başlamış olan program sıkı bir şekilde uygulandı, Avrupa Birliği tam üyeliği yolunda önemli reformlar yapıldı. Ekonomik rahatlama ve terör dışındaki toplumsal gerilimlerin azalması AKP’nin ikinci seçim başarısının güvencesi oldu.
Birinci dönemin sonunda ise Cumhurbaşkanı seçiminde “orta yol” arayışlarının reddedilmesiyle başlayan siyasi gerilim, bugün türbana serbestlik yollarının açılmasıyla en yüksek noktaya ulaştı.
AKP’nin 2002’de seçimi kazanmasında “siyasal İslam” kökenlerini reddetmesi, yani “değiştik” vurgusunu yoğun şekilde yapması kimisini inandırdı, kimisini inandırmadı; kimisi de “herkes suçu sabit olana kadar masumdur” tavrını benimsedi.
Cumhurbaşkanı seçimi aslında AKP’nin “toplumsal uzlaşma” vurgusunu bir kenara bırakmasının başlangıcıdır.
Burada Genelkurmay’ın 24 Nisan tarihli muhtırasının ve cumhuriyet mitinglerinin ne kadar etkili olduğu da tartışmalıdır. Ama AKP üst yönetimi o andan itibaren uzlaşma arayışını tümüyle terk etmiştir.
Cumhurbaşkanı seçiminde Abdullah Gül’ün kişiliğinin ötesinde, çatışma alanı aslında yine türban olmuştur. Başbakan’ın eşinin Arap modasına göre giyinebileceğini kabul edenler, Çankaya’da Cumhuriyeti temsil eden kurumun en tepesinde türbanın bulunmasının simgesel bir anlamı olduğunu savunmuştur.
Şu andaki türban “savaşı” aslında Cumhurbaşkanı seçimiyle başlamış olan tartışma ve çatışmanın devamıdır.
Siyasal İslamın “türban savaşçıları” nın, Cumhurbaşkanı’nın ve Başbakan’ın eşleri en sıkı türban kullanıcısıyken halktan insanların bu haktan yoksun olmalarına karşı çıkanlar mantıklı bir savunma platformuna sahip olmuşlardır.
24 Nisan 2007’de en sert şekilde başlamış olan türban savaşında AKP herhangi bir taviz vermeden ilerlemeye devam etmiştir. Cumhurbaşkanı seçiminde en sağlam desteği vermiş olan MHP’nin bu kez AKP’ye, muhafazakâr kesimden çok fazla puan kazandıracak bir olayda da destek vermesinin karşılığının ne olacağı önümüzdeki günlerde ortaya çıkacaktır.
Türban savaşının ilk ve en önemli aşamasını kazanmış olması, AKP’nin “aslına dönüş işareti” olarak da görülebilir. Demokratik reformların birçoğuna el sürülmezken, 301’inci madde konusunda hâlâ ayak sürümeye devam edilirken, son on ayın tek meselesinin türban olması AKP’nin en tepesinin siyasi türbülansa girmiş olduğunun göstergesidir.
Bu türbülansın devamında AKP’nin atacağı adımlar çok daha fazla önem kazanmıştır. AKP demokrasi anlayışının sadece türbanla sınırlı olduğu görüntüsünü vermeye devam ederse, bu çatışma çok daha büyüyürek devam edecektir.
AKP aslına mı döndü? Sadece türbana yoğunlaşarak yaşayan bir siyasi iktidar için bu soruyu sormak herkesin hakkıdır. AKP’ye oy verenler de bu soruyu sormalıdır.

