Ha gayret! AKP erkânı biraz daha çalışsa bu partide (ki kendileri siyasal İslam kökenlidir) CHP veya DSP’den daha fazla sayıda sosyal demokrat olacak!..
Bu kişilere kızanlar, onlar için “eski sosyal demokrat” diyebilir.
Kendileri ise gerçek solu şu anda AKP’de bulduklarını söylüyorlar.
Ancak AKP’deki “gerçek sola doğru giden yol” her biri için değişiyor.
Birisi Türk halkının İslam kültürüne bağlılığıyla sol fikirlerin AKP’de bir araya geldiğini söylüyor.
Birisi ise şu andaki “gerçek demokrat ve ülkeye demokrasiyi getirecek tek parti” AKP’dir diyor.
Bir diğerinin AKP’ye katılmasının nedeninin, bunu açıkça söylemiyor lafı bolca dolandırıyor ama, son olarak bu partinin askeri muhtıra yemiş olması olduğu anlaşılıyor. Ona göre de demokrasinin kökleşmesi için “AKP’nin yürüttüğü demokratik mücadele çok önemlidir.”
Bu arada, söz konusu “çark etme” durumunu açıklayabilmek için rahmetli İdris Küçükömer’in kitap ve görüşleri bile tekrar ortaya çıkarıldı.
Gerçi Prof. Küçükömer’in tahlillerinden “gidin radikal İslam kökenli sağ partilere girin” talimatını çıkarmak kolay değil, ama o da bunca yıl sonra, bu gerekçe bulma faaliyetinde “işe yaradı.”
İnsanoğlu bir şeye karar verdi mi, onu en kolay şekilde gerekçelendirir. Bu, basit bir savunma sisteminin parçasıdır. Aykırı bir iş yapmaya kalkmadan önce insan düşünür, gerekçesini hazırlar ve saldırılara aslan sosyal demokrat olarak göğüs gerer.
AKP’nin yeni solcularına “dönek” demek mümkündür, ama onlar “dönmedik, hâlâ aslan sosyal demokratız” demeye devam ediyor.
“Döneklik” meselesi hem bizde hem de dünyada çok fazla tartışılmıştır ve içinden çıkılmamış bir “sorunsal” olarak öylece durmaktadır.
Geleneksel “dönme”nin gerekçeli mantığı biraz daha farklıdır. Döneklik suçlamasıyla çok saldırıya uğrayanların bugüne kadar buldukları en iyi taktik, “dönmelerinin” ne kadar önemli olduğunu anlatmaktır. Bu yüzden eskiden ne kadar “fazla solcu” olduklarını anlata anlata bitiremezler. Dinleyen de der ki: “Yahu bu kadar aşırı solcu olan biri de dönmüşse demek ki dönmesinin haklı gerekçeleri vardır...”
Eskiden ne kadar aşırı solcu olmuşsan sonradan dönmek o kadar büyük değer kazanır...
Bu gerekçelerin arasında bazen de eski deyimiyle, “medar-ı maişet”, kısaca “geçim” meselesi vardır.
Eskiden bulunduğu tarafta “değerinin bilinmemiş olması” da gerekçelerden biridir: “Siz beni anlamadınız bakın onlar nasıl anladı” şeklindeki ego cilalaması böyle sağlanır.
Aslan sosyal demokratların AKP’ye teveccüh göstermelerinin nedenini şöyle açıklayanlar olacaktır: Bu partinin önümüzdeki seçimde yine birinci çıkması kesindir, bu kişilere de milletvekili olmaları garanti edilmiştir. AKP’ye o yüzden gitmişlerdir.
Bu aslan sosyal demokratlardan biri bile “ben şu fikirlerle AKP’ye geldim, demokrasi mücadelesini bu partide yürüteceğim, yoksa milletvekili olmak istemiyorum, seçim sonrasında herhangi bir kamu görevi de almayacağım” dememiştir.
Dolayısıyla, bu aslan sosyal demokratlardan milletvekili olamayanların seçimden sonra alacakları “kamusal” görevlere de dikkat etmek gerekiyor.
Sosyal demokrat partilerin solu külliyen boş verip biraz fazla oy almak için radikal sağa çark ettikleri bir ortamda birkaç aslan sosyal demokratın da “kurtuluşu” AKP’de bulmasına fazla şaşmamak gerekiyor. Onları da anlayışla karşılayalım.
Çünkü onların hepsi aslan sosyal demokratlardır.

