Silahlı Kuvvetler'i günlük siyaset çekişmelerinin içine çekmek, hiçbir zaman olumlu sonuçlar yaratmamış olmasına rağmen çaresiz siyasilerin yöntemi olmaya devam etmektedir.
Ankara'da hâlâ "asker müdahale etsin beni başbakan yapsın" rüyası içinde yaşayanlar vardır.
Kendileri için yasal ve meşru demokratik yollardan iktidar olmayı mümkün görmeyenler hep asker desteğiyle iktidar olma yollarını aramışlardır. Son 45 yıllık siyasi hayatımız böyle çabalarla doludur.
1960, 1971 ve 1980 askeri müdahalelerinde, yapmaya çalıştıkları etkiyi çok aşan başka koşullar bulunmasıyla birlikte, bu tür kifayetsiz muhteris sivillerin çabalarının belli ölçülerde etkili olduğu söylenebilir. Bu üç olayda da her durumda birçok sivil, gelen askeri yönetime "hizmet" için çalışmış ve demokrasi dışı yönetimlerin başarısız olmasına kendi yeteneksizlikleri ile katkıda bulunmuşlardır.
Şu anda sürekli olarak Silahlı Kuvvetler'e "seslenen" iki marjinal siyasi hareket vardır. Bunlardan biri kendisini "Atatürkçü" olarak niteleyen bir dernek, diğeri de "sosyalist" olarak niteleyen bir küçük siyasi partidir.
CHP lideri Baykal da bazı siyasi tavır alışlarında "askere seslenme ye yakın bir üslup kullanmaktadır.
Hangisi samimi?..
Asker üzerinden siyaset yapmanın son ve kaba örneği MHP Genel Başkanı Bahçeli'nin 313 generale mektup göndermesidir. Bu mektupta aslında şu söylenmektedir: AKP sonunda sizin tehlike gördüğünüz alanlarda sizinle çatışacaktır. Siz onu iktidardan indirin. Bu durumda bizim gibi hem muhafazakâr hem de milliyetçi bir harekete güvenebilirsiniz.
Bahçeli'nin girişimine temel olan olay, DEP'li milletvekillerinin 10 yıl hapis yattıktan sonra tahliye edilmiş olmalarıdır.
Bu arada aynı Bahçeli'nin, türban konusunda yasakların kalkması için hükümete anayasa ve yasa değişikliği yapmasını önerdiğini hatırlarsak "hangisi samimi" sorusunu da sormak zorundayız.
MHP AB'yi istemiyor, MHP Türkiye'de Kürt sorununun bitmesini istemediği gibi "savaş halinin" devamını istiyor, MHP demokrasinin gelişmesini Türk halkının Batılı bir demokratik sistem içinde yaşamasını istemiyor, MHP türban konusundaki kısıtlamaların kalkmasını istiyor, aynı MHP Silahlı Kuvvetler'e "birlikte hareket etme çağrısı" yapıyor.
Türkiye bu çağdışı politika anlayışından kurtulmak için Avrupa Birliği'nde yerini almalıdır. Bugünün dünyasında hâlâ Silahlı Kuvvetler'i kışkırtacağını zanneden insanların kendilerini Türkiye'yi yönetmeye aday görmeleri de büyük bir dramdır.
Bu arada 1980 yılında Türkeş'in askeri mahkemede söylediği sözü de hatırlamak gerek. Şöyle demişti Türkeş: "Fikirlerimiz iktidarda ama biz yargılanıyoruz."
Genelkurmay Başkanı, Silahlı Kuvvetler üzerinden siyaset yapmaya çalışanları sürekli olarak kibar bir üslupla uyarmaktadır. Anlayana.
Asker üzerinden siyaset
Silahlı Kuvvetler'i günlük siyaset çekişmelerinin içine çekmek, hiçbir zaman olumlu sonuçlar yaratmamış olmasına rağmen çaresiz siyasilerin yöntemi olmaya devam etmektedir.
Haberin Devamı

