Askerin ne düşündüğü sorusu halen hayatımızdan çıkmadı. Birçok önemli sorun gündeme geldiğinde "Acaba bu konuda asker ne düşünüyor" diye sorulmasının temel nedeninin demokratik düzen ve kurumlardaki eksiklerimizdir.
Silahlı Kuvvetler 1960, 1971 ve 1980'de üç kez açık müdahale ile iktidar devirdi. Bu üç müdahalenin nitelik ve gerekçelerinin farklı olması asıl sorunu değiştirmiyor.
Bu "emir komuta zinciri" içinde yapılmış müdahalelerin yanında 1962, 1963 ve 1971'de üç başarısız müdahale girişimi daha vardır.
Silahlı Kuvvetler siyasete son olarak 1996'da Çiller-Erbakan hükümeti döneminde "28 Şubat süreci" olarak adlandırılan ve "postmodern" olarak nitelenen bir müdahalede bulunmuştur. Müdahalenin sonucunda da hükümet değişmiştir.
Bu dönemde de birkaç kez "darbe" eşiğine gelindiği, o günlerde aktif olan kimi siyasiler tarafından iddia ediliyor.
"Asker bugün ne düşünüyor" sorusunun cevaplarından biri dünkü Radikal Gazetesi'nde Murat Yetkin imzasıyla yer aldı.
Yetkin "üst düzey askeri kaynak"ın adını vermiyor. Ancak Murat Yetkin'in gazetecilikteki ciddiyetini bilenler haberin sağlamlığına güvenebilirler.
Suçlamak çözüm değil
Bu "askeri kaynak"ın söylediğine göre Sezer'den sonra Çankaya Köşkü'ne çıkacak kişinin adı önemli değil, önemli olan Anayasa'nın temel ilkelerine bağlı olması. Erdoğan'ın seçilmesi konusunda da şöyle diyor: "Yasalar cumhurbaşkanının veya eşinin nasıl giyineceğini söylemiyor, Sayın Başbakan'ın önünde bir engel yok. Kılık kıyafet resepsiyonlarda rahatsızlık yaratırsa katılmazsınız olur biter."
"Katılmazsınız" sözüyle herhalde cumhurbaşkanının eşi türbanlı olup Köşk'te türban öne çıkacaksa bundan rahatsız olacakların bu davetlere katılmayacağı kastediliyor.
Buradaki mesaj açıktır:
"Eğer Çankaya Köşkü'ne eşi türbanlı bir kişi çıkarsa biz davetlere gitmeyiz."
Böyle bir "boykot"un yaratacağı sonuçlar bellidir. Toplumun türbanlı bir cumhurbaşkanı eşini tartıştığı bir dönemde üst düzey komutanların Köşk'e gitmemesi bir tür "muhtıra"dır. Böyle bir "muhtıra"nın da toplumda büyük yankılar bulması ve meselenin daha gergin bir şekilde tartışılması kaçınılmazdır. Dolayısıyla bu mesaj şunu söylüyor: "Eşi türbanlı birinin cumhurbaşkanı olmasında yasal bir engel yok, ama biz de bu konuda tavrımızı gösteririz."
Kısacası "adı verilmeyen" üst düzey askeri kaynak "yapmasanız iyi olur" diyor.
Bu tür boykotlar olmasın diye Köşk'teki davetlerden vazgeçilmesi ise "daha hafif" bir durum değil belki daha da "ağır" bir durum olacaktır.
Demokratik süreçte daha çok engebelerden geçeceğiz. Ama bu engebeler nedeniyle sadece askeri eleştirmek yetmez, bu engebelerin oluşmasına yol açan sivillerin de demokrasiyi özümsemekteki eksikleri ortadadır.
Not: Genelkurmay'ın dün akşamüstü yaptığı açıklamada, söz konusu haberdeki yorumların yanlış anlamadan kaynaklanmış olabileceği söylendi. Ancak bu açıklama yukarıdaki yorumu geçersiz kılmıyor.
Asker ne düşünüyor?
Askerin ne düşündüğü sorusu halen hayatımızdan çıkmadı. Birçok önemli sorun gündeme geldiğinde "Acaba bu konuda asker ne düşünüyor" diye sorulmasının temel nedeninin demokratik düzen ve kurumlardaki eksiklerimizdir
Haberin Devamı

