Aşk, bilgi ve fikir üçgeni

Bu haftanın kitapları aşkı sevenler, aşk hikayelerinden sıkılmayanlar, her yaşta ne öğrensem kârdır diyenler ve fikir sahibi olmak isteyenler için...

Haberin Devamı

Her devirde rahatlıkla ve hiç sıkılmadan okuyacağınız, 80 yıl önce yazılmış İklimler, burun deliğimizin 2 değil de 4 tane olduğu gibi birçok bilgiyi bizlere öğreten Cahillikler Kitabı ve Ermeni sorunuyla ilgili tüm kaynakların bir araya gelmesinden oluşan Türk-Ermeni Sorunu Bibliyografyası sizin için seçtiklerimiz arasında yerini aldı bile...

Aşk hikâyeleri bitmez

İnsanlar varoldukça edebiyatın vazgeçilmez konularından biri “aşk” olacaktır. Yirminci Yüzyıl edebiyatı bu fasılda kelimenin tam anlamıyla başeserlerle doludur.

Her konuyu olduğu gibi aşkı anlatmanın da binbir yolu var. André Maurois’nın “İklimler”i, geçen yüzyılda, tam 80 yıl önce yazılmış ve “en güzel aşk hikâyeleri” arasında yerini almış bir romandır.

Her evliliğin, itiraf edilse de edilmese de bir yanıyla “hüsran” olacağını, her aşk hikâyesinin de mutlaka eksik kalacağını anlatan yazarlar arasında André Maurois sağlam bir yeri vardır.
Maurois kendi kuşağının hemen tüm Fransız yazarları gibi, Birinci Dünya Savaşı’ndan etkilenmiş, bu savaşın insan üstündeki etkileriyle edebiyata girmiş.

Maurois verimli bir yazar, özellikle biyografi türünden çok sayıda eser vermiş. Türkçe’de ise “İklimler” dışında en fazla “Şişkolarla Sıskalar” adlı çocuk kitabıyla yer alıyor.
İyi edebiyat ve güzel Türkçe okumak isteyenler için, Tahsin Yücel çevirisi “İklimler” yeni baskısıyla geldi.

Kitabı yayınlayan Helikopter Yayınları, kağıdı, kapağı ve sayfa ucu kırmızısıyla özenli bir iş yapmış.

İnsan tükenmedikçe aşk da tükenmez, “İklimler”in hüzünlü kahramanları da her köşeden çıkabilir ve bu yapıt da her zaman heyecanla okunabilir.

Fikir sahibi olmak için

Bu yeni bir kitap değil, hatta okunacak bir kitap da değil. Sadece meselenin üç beş kalem darbesiyle, birkaç paragraflık bilgiyle çözülemeyeceğini gösteren bir kitap. Adı: “Türk-Ermeni Sorunu Bibliyografyası”. Candan Badem, konuyla ilgili bütün kaynakları toplamış, sıralamış ve ortaya 427 sayfalık bir kitap çıkmış. “Türk-Ermeni Sorunu” ile kastedilen, Anadolu’daki Ermenilerin Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki durumları, isyan, savaş ve 1915 tehciri. Konuyla ilgili olarak 6 dilde yayınlanmış kitap ve makale sayısı: 4 bin 331. Yazıyla: Dört bin üç yüz otuz bir. Yayınlanmamış doktora ve yüksek lisans tezlerinin sayısı: 86. Bu okunacak değil, önce bakılacak bir kitap dedik. Konuyla ilgili olarak yazı yazmaya ve fikir beyan etmeye meraklı olanlar bu kitabı mutlaka alıp, şöyle bir karıştırsın, sonra fikir beyan edip etmemeye karar versin. Tabii ki bütün bu kaynakları okumak söz konusu değil, ama fikir beyan edeceklerin okumaları gereken kitap sayısı da üçten çok fazla.

Öğren de gel kitabı

Lüzumlu olup olmadığı tartışılır bilgilerle dolu, tekrarlana tekrarlana doğru kabul edilmiş yanlışları düzelten ve çok satan bu kitap aslında benim elime yeni geçti. Okuması son derece eğlenceli.

Adı “Cahillikler Kitabı” olduğu için de okur en başından aşağılanmış gibi oluyor. Ama kitap boyunca da insanın aklından hep aynı soru geçiyor: Bunların çoğunu bilsem ne olur, bilmesem ne olur? Ama bu yüzden kitap daha da eğlenceli hale geliyor.

İlk cahilliğimiz: Kaç burun deliğimiz var? Dört delikmiş ve biz ikisini bilmiyormuşuz. Peki “kırkayak” denilen hayvanın kaç ayağı var? Kırk değilmiş, İngilizce adında söylendiği gibi yüz de değilmiş.

Telefonda söylediğimiz “alo” kelimesini icat edenin Edison olması kırkayağın ayak sayısına göre daha ilginç bir bilgi. Edison “alo”da ısrar etmiş, ama asıl mucit Graham Bell, telefonu açtığında denizci seslenişi olan “ahoy”u kullanırmış.

Maratonda koşulan mesafenin 42 kilometre 195 metre gibi anlamsız bir sayı olmasının nedeni de İngiliz Kraliyet ailesinin rahata düşkünlüğünden kaynaklanıyormuş.

“Cahillikler Kitabı”nın son sorusu, bizim bir türlü içinden çıkamadığımız bir “tarihi” meseleyi aydınlatıyor: Katerina kimin çadırına girdi? Cevabı kitapta.

DİĞER YENİ YAZILAR