Asıl hedefi kaçırmamak

Fransa, kendi iç politikasına teslim oldu ve iç hesaplaşmalarını, mevzilenmelerini yine Türkiye üzerinden yapıyor

Haberin Devamı

Fransa, kendi iç politikasına teslim oldu ve iç hesaplaşmalarını, mevzilenmelerini yine Türkiye üzerinden yapıyor.

Fransa'da iktidardaki sağ partiler yaşadıkları son tıkanma ve başkanlık seçimleri öncesi iç çekişmeleri içinde her şeyi feda etme yarışında.

Bu yarış kısa sürede sona ermeyeceği için Türkiye'nin Avrupa Birliği yolunda Fransa'nın yaratacağı sıkıntılarla daha çok karşılaşması kaçınılmaz.

Almanya'da da sosyal demokratlar iktidarı Hıristiyan Demokratlara devredecek. Bu, Türkiye açısından yeni sıkıntılar anlamına geliyor, çünkü başbakan olmasına kesin gözüyle bakılan Angela Merkel uzun süredir Türkiye'nin AB üyesi olmasına karşı olduğunu söylüyor.

* Fransa-Almanya ekseni, Avrupa Birliği'nin temelidir. Bu birliğin asıl "ev sahipleri" bu iki ülkedir. Ve bu iki ülkede yaşanan iç siyasi gelişmeler en az üç-dört yıl Türkiye'nin işini zorlaştıracaktır.

Olası gelişmeler karşısında iki türlü tepki vermek mümkün.

Birincisi çok basit: ilk "antipatik" girişimde bağırır çağırır, haksızlığa uğradığımızı, bu şekilde görüşme yapılmasının mümkün olmadığını söyleriz. İpe un şerefiz.

* İkincisi ve asıl doğru olan tepki ise, diplomatik yolları yoğunlaştırırken iç çalışmalara hız vermektir.

Şu anda Avrupa'da da Türkiye hakkındaki soru işaretlerinin biri, AB üyeliğini sağlayacak kriterlerin gerçekleştirilmesi doğrultusunda gerçek bir irade olup olmadığı.

Lafa değil, işimize bakalım
Türkiye'de sivil toplumda böyle bir soru işareti yok. Avrupa sağının yıldırma amaçlı bütün girişimlerine rağmen bu iradenin zayıfladığına ilişkin bir işaret bulunmuyor.

3 Ekim öncesinde AB üyelerinin oy birliğiyle kabul edecekleri "çerçeve müzakere belgesi"ne yine "yıldırıcı" ifadeler konulması muhtemeldir. Örneğin görüşmelerin ucunun açık olduğu, yani görüşmelerin sonsuza kadar sürebileceği fazlasıyla vurgulanacaktır. Bunun dışında, "ayrıcalıklı ortaklık" statüsünün de sürekli gündemde olmasını sağlayacak ifadeler kullanılacaktır.

* Bunlar gerçekte, bugün için herhangi bir şey ifade etmiyor. Görüşme süreci sağlıklı bir şekilde yürüdüğü, Türkiye "çağdaş toplum" kriterlerini hayata geçirmeye devam ettiği sürece bu ifadelerin hiçbir anlamı ve geçerliği olmayacaktır.

Türkiye, bunların üzerinde sıçramak yerine yoluna devam ettiği sürece bütün sorunlar ortadan kalkacaktır. Eğer on yıllık bir açıdan bakarsak da gerek Fransa'da gerekse Almanya'da Türkiye'nin AB üyeliğini iç politika malzemesi olarak kullanan sağ partilerin ve siyasetçilerin bu süreçte durumlarının ne olacağını da düşünmek gerekir.

"Çerçeve görüşme belgesine" konulacak birkaç "yıldırıcı" veya "caydırıcı" ifade Türkiye'nin kendisine çizdiği yolda ayrıntının ayrıntısıdır.

DİĞER YENİ YAZILAR