Asıl dava başlıyor

Haberin Devamı

Birinci Ergenekon davasının ilk günlerinde, kafalar epeyce karıştı. Karışmasının nedenlerinden biri “askeri müdahale” kavramının, çoğu olayda olduğu gibi toplumun kısa hafıza kıvrımlarının arasından düşmüş olmasıydı.

Son askeri müdahalenin üzerinden 29 yıl geçti. O darbenin ardından yaşananlar bir kesimde hâlâ tartışma konusu ama genç Türk toplumunun büyük bölümü için, tarihin fazla önemli olmayan bir parçasından ibaret.

“28 Şubat süreci” ve “27 Nisan e-muhtırası” da ciddi toplumsal travmalara yol açmadı, çünkü toplumun bir kesimi, askeri laikliğin tek güvencesi olarak görmeye devam ediyordu. Bir kesimi ise “neyse, darbesiz atlattık” diye seviniyordu.

Bugün başlayacak olan ikinci Ergenekon davası ise “asıl” dava ve bu davada 2001-2002’de “muvazzaf” oldukları sırada darbe hazırlığı yaptıkları, emekli olduktan sonra da askerî müdahale ortamı yaratmak için faaliyet gösterdikleri iddiasıyla generaller yargılanacak.

***


İddia edilen faaliyetlerde bulunanların en temel inancı, demokrasinin hâlâ ülkenin bölünmesi ve şeriata götürülmesi için kullanılan bir araç olduğudur. Dolayısıyla demokrasi denen “imkân,” onu kullananların elinden alınmalıdır. Bu inancın devamı, Türkiye’yi bölünme ve geriletme sürecine sokanların başında Avrupa Birliği’nin ve bir ölçüde de ABD’nin geldiği, o nedenle de Türkiye’nin yeni bir uluslararası hatta, Tahran-Moskova hattına yönelmesi gerektiğidir.

***


Kimileri böyle düşünebilir, hatta bu düşünceler temelinde yasal siyasi örgütlenmelere de girişebilir. Bu fikirlerini her platformda savunabilir de; ama Silahlı Kuvvetler’i bu işlere karıştıramaz. Silahlı Kuvvetler’i kullanmak için elverişli bir ortam yaratmak üzere bombalı, silahlı eylemlere girişemez, insanlara zarar veremez. Bu amaçlarla kullanılmak üzere sağa sola silah depolayamaz ve hele hele devletin Silahlı Kuvvetleri’nin silahlarını çalamaz. Bugün başlayan dava, bütün bunların yargılanacağı davadır.

***


Dava görülürken, birinci Ergenekon davasında ve soruşturma sürecinde görülen çeşitli yanlışların yarattığı kafa ve kavram karışıklıklarının giderilmesi de zorunludur.

Bu davaları başka hesaplaşmalar için kullanmaya çalışanlar, başka örgütlenmelerin dayanağı haline getirmek isteyenler en başından beri var oldu, kanıtları hâlen ortada duruyor; bundan sonra da olacaktır.

Ama bu dava Türkiye’de demokrasinin ikinci miladı, demokrasi dışındaki yollarla “ülkeyi kurtarma” fikirlerinin tümüyle gömülüşünün miladı olmak zorundadır.

DİĞER YENİ YAZILAR