Haberin Devamı
Hrant Dink cinayeti işlendiği andan itibaren, Ergenekon davaları konusunda en “taraflı” kesimden hep aynı ses geldi: İlk andan itibaren bunlar koro halinde Hrant Dink cinayetinin “milliyetçi muhafazakâr hassasiyeti yüksek” bir “arkadaş grubu”nun işi olduğuna halkı inandırma konusunda büyük bir çaba içinde oldular.
Bu aşırı çabanın kendisi bile Dink cinayetinin arkasının mutlaka araştırılması gerektiğinin kanıtıydı. Aralarında gazeteci ve yazarların da bulunduğu bir “kesim,” Danıştay saldırısı, Malatya katliamı gibi olayların Ergenekon soruşturmalarıyla bağlantılı olduğuna dair kuşkular üzerine hemen ön almışlar ve “arkadaş grubu” görüşünü tekrarlayıp durmuşlardı.
Hrant Dink davası süresince de birçok gariplik oldu. Sanki sık sık bir takım eller davaya bir köşesinden giriyor, soruşturmanın genişletilmesini engelliyor, müdahil avukatların ve Dink ailesinin istemleri sürekli reddediliyordu.
Amaç belliydi. Cinayet bir muhbir, bir azmettirici ve bir tetikçi ile bitirilecek ve üç kişilik bu “arkadaş grubu”nun mahkûm olmasıyla olay kapanacaktı.
Olayın bu üç kişiyle kapanması için, ilgili başka davaların, üniformalı ve üniformasız kamu görevlileri hakkındaki soruşturmaların ana davayla birleştirilmesi talepleri reddediliyor, diğer dava ve soruşturmalar buharlaştırılmaya çalışılıyordu.
Neyse ki, vicdanlı insanlar gibi, işini iyi ve doğru yapan gazeteciler olayın peşini bırakmadı. Ana davanın geçen duruşmasında savcının isteği üzerine önemli bir karar alındı. Dink cinayetinin sanıkları ile diğer Ergenekon davalarının sanıkları arasında herhangi bir iletişim olup olmadığı araştırılacak. Bu önemlidir, çünkü Malatya katliamının Ergenekon davalarının bazı sanıklarıyla bağlantısı bir telefon konuşması sayesinde ortaya çıkmıştır.
Trabzon’un eski emniyet müdürü Reşat Altay’ın ifadesi de, “fazla kurcalamayın, arkadaş grubu” diye tepinenlere indirilmiş en ağır şamardır. Altay, göreve geldiği sırada ve cinayet anına kadar, emniyet örgütünün kendisine hiçbir bilgi vermediğini açıklamıştır.
Evet, “arkadaş grubu”nun biraz geniş olduğu, grubun içinde üniformalı ve sivil kamu görevlilerinin de bulunduğu tahmin ediliyordu. Bu durum en yetkili kişi tarafından doğrulanmıştır.
Hrant Dink’i “arkadaş grubu”nun öldürdüğünü ve onlarla da “empati yapmak gerektiğini” söyleyenler, yazanlar şimdi utanacaklar mıdır?

