Arkadaş baskısı imiş

Haberin Devamı

Amasya’da bazı okul ve yurtlarda yönetimin dini baskı yaptığı iddiaları bir süre önce kamuoyuna yansıdı. İddialara göre 4 öğrenci bu baskılar yüzünden okuldan ayrılmak zorunda kalmıştı. Bazı öğrencilere Alevi oldukları için ayrımcılık uygulandığı da iddialar arasındaydı.

Meclis’in İnsan Hakları Komisyonu, sadece AKP’lilerden oluşan bir heyet kurmuş, Amasya’ya gitmiş ve olayın kaynağında “okul baskısı” değil, “arkadaş baskısı” olduğuna karar vermiş.

Bu komisyonun başkanı olan Prof. Zafer Üskül’ün yaptığı açıklama bile baskının işleyiş şeklini gösteriyor. Örneğin Prof. Üskül Ramazan boyunca okulda yemek çıkmamasını “toplumun oruç tutan kesimine saygı” olarak niteliyor. Ayrıca açıklıyor ki 176 öğrenciden 150’si oruç tutmuş. Sadece 26 öğrenci oruç tutmamış.

Prof. Üskül okuldan ayrılan 4 öğrenci ve aileleriyle yapılan görüşmeler üzerine de yine bir okul baskısı olmadığına karar vermiş. Ama kendi imzasını taşıyan raporda bir öğrenci ve velisinin

Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeninden rahatsızlık duyduğu belirtilmiş.

Meclis’in Prof. Üskül başkanlığındaki inceleme, araştırma grubu “dikkate alınması gereken bir arkadaş baskısı”ndan söz ediyor. Yine aynı raporda ikinci dönemde öğrencilere namaz derslerinin başlayacağının da bildirildiği yazılı.

***

Ankara’dan Amasya’ya giden asık suratlı, siyah giysili, kırmızı plakalı araçlarla dolaşan, unvanları milletvekili olan, üstelik tümü AKP’li olan bu kişilere savunmasız insanların neler söyleyip neler söylemeyeceğini biraz düşünmek gerekir. Üstelik okuldan ayrılan 4 kız öğrenci Amasya’yı terk etmemiş, sadece başka okula geçmiştir. Onlar ve velilerinin ya da başkalarının Ankara’dan gelen asık suratlı AKP’li milletvekillerine tümüyle doğru söyleyeceklerini beklemek sadece iki yüzlülük olur.

Ankara’dan gelen, kırmızı plakalı araçlardan inen ağır “abiler” tekrar Ankara’ya döndükten sonra bu çocukların ve ailelerinin nelerle karşılaşması ihtimali olduğunu da tahmin etmek güç değil.

***

Prof. Üskül ve raporu imzalayan diğer AKP’li milletvekilleri vicdanlarını rahatlatmış, görevlerini yapmış olmanın huzuru içinde Ankara’ya dönmüş olabilirler.

Ama Prof. Üskül biraz daha düşünsün ve ortada hiçbir şey yokken, bazı iddiaların nasıl ortaya çıkabildiğini değerlendirsin.

Gerçi raporu yazmış, huzura kavuşmuş ve bazı çocukların azınlıkta kalanlara “oruç tutalım, beraber namaz kılalım” demesini de doğal bulmuş. Toplumun oruç tutan kesiminin oruç tutmayan kesimine baskı yapmasında bir sakınca görmemiş, tam tersine, oruç tutan kesime gösterilen saygıdan memnun kalmış.

Prof. Zafer Üskül, hızla ilerleyecek ve gelecek vaat eden bir siyasetçi olmaya adaydır.


DİĞER YENİ YAZILAR