Seçimlerle ilgili kamuoyu araştırmalarının bizdeki tarihi eski değil. Bu tür araştırmaları yeni yeni öğrenirken, 1989 yılındaki yerel seçimlerde ANAP’ın inişini göremeyişleri, araştırma kuruluşları hakkında daha sonra ortaya çıkan kuşkuların temelini oluşturdu.
1994 yerel ve 1995 genel seçimlerinde, araştırmacılar açısından dehşet verici bir manzara ortaya çıktı. Medya gibi, araştırma kuruluşları da birer tarafa, birer adaya açık destek verdiler ve büyük itibar kaybettiler.
Daha sonraki seçimlerde de bol miktarda araştırmayı ısmarlayanın beklentisine uygun “sonuç” getiren kuruluşlar peydahlandı ve böylece itibarsızlaşma zirveye çıktı. Bunun sonucu, bir ara para peşinde her yerden fışkıran kuruluşların tasfiyesi oldu.
Halk da yanıltılmak, manipüle edilmek istemiyor, siyasiler de kendilerini kandıran sahte araştırmalara itibar etmiyor.
Ama kamuoyunun seçim araştırmalarıyla ilgili kuşkuları hâlâ tam olarak giderilmiş değil.
Bir siyasi görüşe, siyasi partiye şiddetle bağlı fanatik taraftarlar, araştırma kuruluşlarını da kendileri gibi “yandaş” görüyorlar. Bu kesim için, kendi bağnazlıklarının dışında kalan her görüş, her yorum, her tespit “düşmanın oyunu”dur.
1999 seçimleri de dahil geçen on bir yılda araştırma kuruluşları iyi sınav verdi. 2002 ve 2007 seçimlerinde ciddi kuruluşlar kamuoyunu, seçmen eğilimlerini olduğu gibi yansıttı.
2008-2009 yıllarında, toplumdaki bölünmenin derinleşmesinin bazı araştırmacıları etkilediği de anlaşılıyor. Bu dönemde, 2011 seçimine yönelik tahminlerde bazı kuruluşların “CHP-MHP koalisyonu” öngörüsünün bazı kesimlere inandırıcı geldiğinin örneklerini görüyoruz.
Şu anda, araştırmaların tümünün ortak birkaç tespiti var:
İşsizlik ve ekonomi birinci sorun olmuştur.
Adına Kürt meselesi veya terör ya da başka ne isim verilirse verilsin, toplumun büyük kesimi bu sorunun çözülmesini bekliyor.
Üçüncü ortak tespit de AKP’nin tek başına iktidar olmakta bir sıkıntı yaşamayacağı yönünde.
“En fanatik”, farklı siyasi görüşleri “vatan hainliği” olarak görmeye alışmış, alıştırılmış kesimlerin bu araştırmaları doğru okumaları tabii ki mümkün değildir. Ama seçim yarışındaki siyasiler için de, ilgilenen kişiler için de bu araştırmaları doğru okumak önemlidir.
Araştırmalara kızmayın, onları doğru okumaya çalışın. Doğru okunmadığında ortaya çıkan büyük hayal kırıklıkları, düşmanlıkları körükleyen, “başkaları”ndan nefretle sonuçlanan hastalıklı ruh hallerinin tırmanmasına katkıda bulunuyor.

