Ara rejim cinayetleri

Cem Karaca kendine özgü bir sanatçıydı. Popstarcı değildi, sanatçıydı. Ülkesi hakkında, dünya hakkında düşünmeye çalıştı

Haberin Devamı

Cem Karaca kendine özgü bir sanatçıydı. Popstarcı değildi, sanatçıydı. Ülkesi hakkında, dünya hakkında düşünmeye çalıştı. Kimseyi öldürmedi, kimsenin canına kastetmedi. Bir konser verdi, 8 yıl ülkesinden kovuldu, yüzlerce yıl hapis cezası yeme tehdidiyle yaşadı. Sonra bir gün, bunların saçmalığını gören bir siyasetçinin, Turgut Özal'ın yardımıyla ülkesine döndü.

Ama ömrünün, 59 yıllık ömrünün (5 Nisan 1945) 8 yılı bir ara rejim cinayetinin kurbanı olmuştu.

* Ruhi Su'nun sazından sözünden korktular. Pasaport alırsa, yurt dışına giderse kendilerini sarsacak bir güç olabileceğinden çekindiler. Pasaport vermediler. Ruhi Su, hiçbir zaman terk etmeyi aklından geçirmediği ülkesinde öldü.

Bu da bir ara rejim cinayetiydi. Bu cinayetlerin yüzlercesi, binlercesi daha var. Ara rejimler, kendileri için gerekçe yaptıkları "hayat kurtarma" sayısından çok daha fazla cinayet işlemeye hakları olduğuna inandıkları için binlerce böyle cinayet işlendi. Binlerce insanın hayatı ezildi.

Ara rejim tartışması hâlâ gündemimizden çıkmış değil. İleri dünyanın insanlık ayıplarından biri olarak gördüğü bir medeniyet geriliğini biz tartışmaya devam ediyoruz.

İki korku arasında...
Sormaya devam ediyoruz: Eğer bugünkü yöneticiler gerçekten takıyye yapıyorlarsa ve Türkiye'nin rejimini bir "İslam" cumhuriyetine çevirmek ve demokrasiyi rafa kaldırmak gibi bir niyetleri varsa, bunu önleyecek bir askeri müdahale desteklenmeli midir?

* Eğer demokrasiyi demokrasinin kendi kuralları içinde koruyamıyorsak, o zaman her şeyi hakettik demektir.

Birileri demokrasiyi rafa kaldırmak için sinsi sinsi çalışacak, Türk halkı da demokrasiyi, demokrasinin sağladığı sonsuz imkânlarla koruyamayacak.

Ve yine Ankara'nın tepelerine el sallayıp "Kurtar bizi baba" diye bağıracağız.

Ülkenin geleceğinden kaygı duyan sosyal demokratlar çoktan böyle bağırmaya başladılar:

* Ara rejimlerin nasıl işlediğini çok çabuk unuttukları için;

* Demokrasinin imkânlarıyla demokrasiyi savunmayı ve geliştirmeyi bilmedikleri için;

* Demokrasiyi hakettiklerine gerçekten inanmadıkları için demokrasiyi terkettiler.

Böyle bir ikilem arasına (ya irtica ya 'ara rejim') sıkışmış olarak yaşamak çok zor. Bu zorluğu giderecek ilk aşama da Avrupa Birliği yolunun açılması. Yolun başındaki büyük kilit de Kıbrıs'tır ve bu nedenle bazıları kilidin kapalı kalması için çalışmaktadır.

Eğer bu kilit açılmazsa, iki geri rejimden birine mahkûm olma korkusunu yaşamaya devam edeceğiz ve her siyasi krizde "eyvah" diyeceğiz, "acaba..." diyeceğiz.

DİĞER YENİ YAZILAR