Ara karne

Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye ilişkin ara raporu belli oldu. Bu raporda herhangi bir sürpriz yok. Biz neleri yapmadığımızı nasıl biliyorsak, Avrupalılar da eksiği fazlası olmadan, aynı şeyleri söylüyor

Haberin Devamı

Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye ilişkin ara raporu belli oldu. Bu raporda herhangi bir sürpriz yok. Biz neleri yapmadığımızı nasıl biliyorsak, Avrupalılar da eksiği fazlası olmadan, aynı şeyleri söylüyor.

* Eksikler çok açıktır:

* Kürtçe yayın gerçekleşmemiştir.

* İşkence ve kötü muamele sanıklarının takibinde yasalara rağmen sorunlar vardır.

* Azınlık vakıflarının mallarıyla ilgili sorunlar halledilmemiştir.

* Leyla Zana davası, eski dönemin bir ayıbı olarak durmaktadır.

Bunların dışında, Avrupa'da Türkiye tartışılırken en çok sözü edilen konulardan biri, askerin siyaset ve yönetimdeki ağırlığı olarak ortaya çıkmaktadır. Kimine göre bu ağırlık olumludur, siyasi İslamın iktidar hevesine kapılmasını önlemektedir. Kimine göre ise demokrasinin gelişmesini engellemektedir.

Bu yılın sonunda Avrupa Birliği Komisyonu asıl raporu hazırlayacak ve 25 ülkenin oluşturduğu Konsey'e bir öneriyle gidecektir. Bu önerinin, Türkiye ile tam üyelik görüşmelerinin başlatılması şeklinde olması çok büyük ihtimaldir.

Türkiye'nin birinci önceliği
Ancak... Eğer Türkiye rejim sorunları içinde kıvranan, gerçek yönünü belirleyememiş bir ülke görüntüsü vermeye devam ederse son karnenin yine "ortada" olması en kötü ihtimal olarak gündemden düşmüş değildir.

AKP hükümeti bugüne kadar getirdiği gerilim yaratmama siyasetini imam hatipler olayında terk etmiş ve bu partiye iyimser bakan çok sayıda Türk vatandaşının kuşkularının geri dönmesine yol açmıştır.

Demokratik rejimin birçok soru işaretiyle birlikte anıldığı bir ülke konumundan çıkmamızı sağlayacak olan yürüyüşü "mehteran bölüğü" gibi ilerleyerek kısa sürede sağlamak zordur.

Demokratik rejime geçişleri henüz 10-12 yıl öncesine dayanan Doğu Avrupa ülkeleri bu kararlılığı göstermiştir, ancak Türkiye hâlâ iki ileri bir geri sallanmaya devam etmektedir.

Bugün Türkiye'yi yönetme görevini ve iddiasını taşıyanlar, kim olurlarsa olsunlar, bu yürüyüşü yavaşlatacak her sıkıntıyı çözmekle yükümlüdürler. Türkiye'yi yönetenlerin bundan başka bir inadı ve iddiası olamaz. Eğer bundan başka bir iddia ve inadın peşinden gidilirse, hem içerde hem dışarda çoğalacak soru işaretleri yine Türkiye'nin ellerinde kelepçeye, ayaklarında zincire dönüşür.

DİĞER YENİ YAZILAR