Seçim ve “popülerlik” anketlerinin önemli bir zararı vardır. Kendisini yukarda görenler, her şeyi doğru yaptıklarına inanmaya, sadece kendi fikirlerini onaylayanlarla çalışmaya başlarlar.
Son günlerde yapılan araştırmalarda AKP’nin yüzde 47’nin üzerinde görünmesi, bazılarında 50’ye ulaşması bu tehlikenin yeni habercisi...
Türbana yol açması amaçlanan anayasa değişikliklerinin yargıdan dönmesiyle ve kapatma davası süreciyle gelen yıpranmada AKP’nin oy desteğinin azaldığının işaretleri görülmüştü.
Şu anda türban meselesi tam olarak “askıda,” AKP kapatılmadı ve karşısında da ciddi bir siyasi seçenek bulunmuyor.
Bu koşullarda “rakipsiz” olmanın getirdiği rahatlık insanları “ben yaparım olur” duygusuna kolayca sürükler, kendisinde olduğundan daha fazla güç vehmetmesine yol açar.
Son araştırmalarda AKP için “eğilim” oy oranının artışı yönündeyken, CHP ve MHP için azalma yönünde görülüyor.
İşsizlik azalmıyor, artıyor. Enflasyonla mücadelede başarısızlık dönemine girildi, “sokaktaki enflasyon” hayat koşullarını zorluyor. Kapanan kepenklerin arttığı, orta ve alt sınıfların sıkıntılarının yayıldığı gözleniyor.
Böyle bir ortamda iktidar partisinin oyunu artırma eğiliminde olması normal değildir. Tabii gerçekten muhalefet olması durumunda normal değildir.
Son araştırmaların gösterdiği, halkın önemli kesiminin bugünkü sorunların giderilmesini yine iktidar partisinden beklediğidir. Muhalefet partilerinin ekonomik ve sosyal politikalarda herhangi bir yeni söz söylememekte ısrar etmelerinin karşılığı da bu oluyor.
İktidar partisinin yaşadığı “rahatlığın” önemli bir örneği Şaban Dişli olayıdır. Ortada en azından ciddi bir “nüfuz suiistimali” vardır. Dünyanın herhangi bir demokratik ülkesinde böyle bir olayın yaratacağı sonuçların hiçbiri bizde görülmedi.
AKP’nin tepkisi, böyle bir olayda bile halk desteğinin eksilmeyeceğine inanıldığını gösteren türden bir tepkisizlik oldu.
“Kimse beni indiremez çünkü halkın yarısı arkamda” diye düşününce çevrecilerin dövülmesi de Şaban Dişli olayı da iktidar partisinin “derdi” olmuyor.
İktidarı sandıkta değiştirme iddiasıyla yola çıkan ve bu iddiasının altını dolduracak yeni politikalar üreten bir parti olmayışının verdiği rahatlığın yarattığı tehlikelerin belirtileri artıyor.
“ABD-Rusya krizini biz çözeriz” sözü bile bu tehlikeyi yeterince gösteriyor

