Anketlere güvensizlik

Haberin Devamı

Özellikle seçimlerle ilgili kamuoyu araştırmalarına güvensizliğin yaygın olduğu gözleniyor.

Bizde ileri tekniklerle hazırlanmış ve bilimsel açıklamalarla sunulan kamuoyu ve piyasa araştırmaları 80’li yıllarda yaygınlaşmaya başladı. O alanda da gelişmiş ülkelere göre önemli bir gecikme söz konusu. Bunun nedenleri ayrıca tartışılabilir; ama benzeri birçok konuda olduğu gibi kamuoyu araştırmalarını da bir anlamda çabuk “tükettik”.

90’lı yılların başında araştırma kuruluşlarının çeşitli seçimler ya da eğilimler üzerine birbirinden farklı sonuçlara ulaşması, bazılarınınsa gerçeğin yanından bile geçmemesi kamuoyu araştırmaları hakkındaki kuşkuları yaygınlaştırdı.

Bazı siyasi partiler, kendilerine yakın kuruluşlara yaptırdıkları araştırmalardaki kendi lehlerine çıkan sonuçları sık sık ilan ederek halkı etkileme yöntemini kullanmaya çalıştı.

Bunların seçmen üzerinde ne kadar etkili olduğu bilinmez, ama bu uygulamaların bütün kuruluşlara duyulan güvensizliği yaygınlaştırdığı da ortada.

Böylece 90’ların sonunda bu konuda da “dibe vurduk.” O yılların bütün olumsuzlukları belleklerde yer etti. Ve bunu silmek de kolay değil. Çünkü farklı araştırma kuruluşları birbirlerini eleştirmek, hatta suçlamak konusundaki “kararlı” tavırlarını halen sürdürüyor.

***


Kamuyoyu araştırmaları belli bilimsel tekniklerle yapılsa bile her zaman doğru sonuca ulaşmayabilir. Bunun en yakın örneği de geçen ay Fransa’da yapılan genel seçimlerin ikinci turudur.

Merkez sağın başkan adayı Sarkozy’nin rahat denilebilecek bir şekilde seçilmesinin ardından genel seçimlerin birinci turunun tartışılmaz favorisi de yine Sarkozy’nin partisiydi. Genel seçimlerin ilk turunda da tahminlere uygun sonuçlar çıktı. Ancak seçime bir hafta kala dalga değişti. Dalga değişti ama kamuoyu araştırmaları değişimi göremedi. Araştırmaların tümünün sonuçları, Sarkozy’nin partisinin Meclis’te ezici bir çoğunluk getireceğini söylüyordu. Sandıklar açıldığındaysa beklenen durum ortaya çıkmadı; Sarkozy ezici bir çoğunluğa ulaşamadı ve “dibe vurdu” denilen Fransız Sosyalist Partisi beklediğinin çok üstünde bir oy oranına ulaştı.

Son haftadaki dalga değişikliğinin nedenleri üzerine çok yorum yapıldı ve yapılacaktır. Ancak kesin olan şu ki kamuoyu araştırmaları bu değişimi yakalayamadı. Elbette onlar da kendileri açısından yanılgının nedenlerini tartıştı.

***


Bu örnekten çıkarılabilecek sonuç, en doğru ve bilimsel yöntemlerle yapılan araştırmaların bile gerçeği ıskalayabileceğidir.

En olumsuz örneklere rağmen kamuoyu araştırmalarının işlevi önemlidir, çünkü bu araştırmalar toplumun kendisini tanımasını sağlayacak önemli araçlardandır. Tabii ki bilimsel yöntemlerle ve nesnellikten şaşmadan yapılmış olmaları koşuluyla.

Türk toplumundaki kamuoyu ve seçim araştırmalarına yönelik güvensizliği gidermek durumunda olanlar da yine araştırma kuruluşlarının kendileridir.

Bunu sağlayamazlarsa, “boşver, hepsi uydurma” gibi sözlerle araştırmaların karalamasının önüne geçilemez ve toplumu izlemek için kullanılması gereken önemli bir araçtan da yoksun kalırız.

DİĞER YENİ YAZILAR