Haberin Devamı
Dünyanın bütün başkentleri iktidar savaşlarının en yoğun yaşandığı alanlardır. Bu iktidar savaşlarının bazılarından kamuoyunun hiç haberi olmaz, çünkü kimseyi ilgilendirmeyen, ancak o mekânlarda bir anlamı olabilecek küçük savaşlardır bunlar.
Bazı iktidar savaşları ise bu başkentlerde işlerin nasıl yürüdüğünü ya da yürümediğini gösterir. Ankara’da yaşanan son olayın da böyle bir anlamı var.
Dışişleri’nde müsteşar yardımcılığına beş büyükelçinin atanmasına ilişkin kararname Çankaya’ya gönderiliyor ve Cumhurbaşkanı Sezer herhangi bir gerekçe göstermeden bu beş ismi de geri gönderiyor.
Böylece Ankara’da bir ilke daha imza atılmış oldu.
Büyükelçi atamaları, vali atamaları gibi üçlü kararname ile gerçekleşir, üçüncü imza Cumhurbaşkanı’na aittir. Eğer bu atamalarla ilgili olarak Cumhurbaşkanı’nın bir kuşkusu doğarsa, herhangi bir itirazı varsa, bu sorun görüşme yoluyla çözülür. Taraflardan biri diğerini ikna eder ya da başka bir orta yol bulunur. Ancak yüksek bürokratlara ilişkin bu görüşmeler dışarıya yansımaz, hiç kimsenin yaralanmasına izin verilmez.
Çünkü Cumhurbaşkanı’nın beş büyükelçinin müsteşar yardımcılığına atanma kararnamesini geri gönderdiği haberini öğrenen vatandaşın düşüneceği bellidir. Basit mantık, en azından bu beş kişinin beşinin de atanacakları görev için yetersiz olduğu ya da böyle önemli bir göreve atanmalarını engelleyecek bazı “durumları” bulunduğunu söyler. Gerekçe kişisel ya da siyasal olabilir. Ancak bu son olayda beş büyükelçinin beşini de “sakıncalı” bulan Sezer’in iade gerekçesini söylemesi gerekiyor.
Çünkü bu beş isim de yeni büyükelçi olmamıştır, büyükelçi unvanıyla önemli görevlerde bulunmuş, Türkiye Cumhuriyeti’ni görevli oldukları yerlerde, bilindiği kadarıyla başarıyla temsil etmişlerdir. Herhalde Cumhurbaşkanı’nın bu atamalara itiraz etmesinin bazı nedenleri vardır. Ve bunların açıklanması şarttır.
Cumhurbaşkanı’nın itirazı yine basit bir mantıktan kaynaklanıyor olabilir. Örneğin Sezer böyle önemli bir atama için Dışişleri Bakanı’nın kendisiyle önceden görüşmesini beklemiştir. Dışişleri Bakanı ise görüşme talebinde bulunmamıştır. Olabilir, ama bu, atamaların geri gönderilmesi için yeterli bir neden değildir. Çünkü burada sorun, Cumhurbaşkanı ile hükümet arasındaki diyalog sorunudur ve bu sorun da devletin en üst düzey görevlilerinin üzerinden çözülemez.
Ankaralılar küçük iktidar savaşlarını severler. Bu savaşların aslında fazla anlamı olmadığını, kazananı da olmadığını ama her zaman birilerinin zarar gördüğünü anlamak istemezler.
Bu olay, sonuçta Ankara’da Türkiye’nin doğru ve ciddi yönetilmesiyle ilgili önemli sorunlar bulunduğunun yeni bir kanıtı olmuştur.

