Anında kırmızı

Haberin Devamı

Anayasa değişikliğinin akıbeti, kamuoyuna açıklandığı gün belli oldu. Yüksek Yargı, Yargıtay Başkanı ve HSYK Başkanvekili’nin ağzından anında “kırmızı ışığı” yaktı.

Muhalefet partileri, tek bir paket halinde oylanacak olan anayasa değişikleri için olumsuz oy kullanacak, paket referanduma gidecek. Referandum sonucu ne olursa olsun tartışma mahkemede bitecek; Anayasa Mahkemesi yüksek yargıyla ilgili değişikliklerin Anayasa’nın temel ilkelerinden olan “kuvvetler ayrılığı”na aykırı bulunduğuna karar verecek ve tartışma sona erecek.

***


Yüksek Yargı’ya ilişkin maddeler dışındaki değişiklik önerilerine bakıldığında

ciddi bir itiraz noktası bulmak zor.

Bunları hızla sıralarsak:

* Çocuklar, yaşlılar ve engelliler için

“pozitif” ayırımcılık;

* Kişisel verilerin korunması;

* Yurt dışına çıkışın engellenmesinin suç soruşturması ya da kovuşturması ve hâkim kararına bağlanması;

* Çocukların devlet tarafından korunacağının açıkça belirtilmesi;

* Kamu denetçiliğinin kurulması;

* Yüksek Askeri Şûra kararlarının yargı denetimine açılması;

* Askeri yargının görev alanının netleştirilmesi;

* 12 Eylül darbecilerine yargı yolunun açılması...

Bunlar herkesin destekleyeceği, içinden itiraz etse de açık açık söyleyemeyeceği konular olarak kolayca kabul edilecektir.

İki konuda ise yaratılan beklenti düzeyinde bir değişiklik teklifinden söz edilemez.

Bunların biri, memurların sendika ve toplu sözleşme hakkıyla ilgili.

Yapılan değişiklik, pratikte herhangi bir yenilik ve hak getirmeyen bir “kelime” değişikliğinden ibaret. Memurlar yine serbest toplu sözleşme imkanına ve grev hakkına sahip olmayacak...

Parti kapatmayla ilgili değişikliğin içindeki önemli unsursa kapatma davasının açılabilmesi için TBMM’den onay çıkması şartı. Bu konuda “hukuki” ve “siyasi” alanlar birbirine karışmış olacak, demokratik bir hakkın kullanımı, hukuk alanındaki düzenleme ile değil, Meclis iradesiyle, üstelik her vaka için ayrı ayrı çözülmeye çalışılacaktır.

***


Yüksek Yargı’nın kendi alanıyla ilgili düzenlemelere hiç beklemeden sert bir tepki göstermesi, tartışmanın ayrıntılı ve kamuoyunu bilgilendirici şekilde yapılmasını dahi engellemiş oldu.

Bu maddeler üzerindeki tartışma, yeniden yapılanma gereği üzerinden değil, beklendiği gibi “Yüksek yargıya el koyma” veya “Yüksek yargı istibdadından kurtulma” şeklindeki iki katı tavır üzerinden yapılacak.

Ancak şurası çok net: Türkiye’nin

çağdaş bir anayasaya sahip olması yine başka bir bahara kaldı.

DİĞER YENİ YAZILAR