Anayasa ve Kürtler

Demokratik Toplum Partisi'nin "eşbaşkanı" Ahmet Türk, pazar günü CNN Türk'te konuştu. Konuşmada dikkati çeken iki unsur vardı

Haberin Devamı

Demokratik Toplum Partisi'nin "eşbaşkanı" Ahmet Türk, pazar günü CNN Türk'te konuştu. Konuşmada dikkati çeken iki unsur vardı.

Birincisi, "PKK ile buluştuğumuz yerler var" sözüdür. Bu söz ve devamına bakıldığı zaman Demokratik Toplum Partisi ile PKK arasındaki farkın "silahlı mücadele" ile "demokratik siyaset" arasındaki fark olarak ortaya çıktığı görülmektedir.

Burada örnek alınan modelin Bask ve İrlanda'da olduğu gibi "silahlı kanat-siyasi kanat" ikili yapısı olduğu anlaşılmaktadır.

Böyle bir yapılanmayı düşünenlerin öncelikle Bask ve İrlanda örneklerine bakmaları, hem de iyi bakmaları gerekiyor:

* Her iki örnekte de "silahlı kanat" için deniz çoktan bitmiştir. IRA silah bıraktığını daha yakında açıkladı. Her iki örnekte de "silah" her zaman işleri daha zorlaştırmış, şiddet şiddeti tırmandırmış ve sonunda şiddette ısrar edenler kaybetmiştir.

* Ahmet Türk'ün sözlerinin önemli bir yanı da "Anayasa" ile ilgilidir. Türk, Anayasa'nın değişmesiyle ilgili görüşler öne sürerken sözlerini döndürerek "Türk milleti" ifadesiyle ilgili eleştiri getirmektedir. Herhalde hedef Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın girişine "Türk milleti" ile birlikte "Kürt milleti" ifadesinin konulmasıdır.

Kurnazlıkla nereye...
Bu, bir süredir yapılan "üst kimlik-alt kimlik" tartışmalarına farklı bir bakış getiriyor. Talep, "kürt milleti"nin bir "üst kimlik" olarak Anayasa'ya girmesidir. Bu da ancak "federatif" yapıda olabilecek bir öneridir.

* Demokratik hak ve özgürlüklerin genişletilmesi, insan haklarının eksiksiz uygulanması, bütün kültür ve inançların eşit haklara sahip olması gibi gelişmiş demokrasi çerçevesindeki haklı talepleri aşan bir yeni talep söz konusu.

Türkiye'de demokratik hakların gelişmesi için verilen mücadele ile Kürt milliyetçiliğinin hedefleri aynı değildir.

Demokrasi köken ve inanç farkı gözetilmeden bütün vatandaşlar için var olmak zorundadır. Bu hakları kullanırken kafalarının ardında başka hedefler bulunanlar, olabilir. Bu da doğaldır. Ancak "takıyye" yapmak demokratik bir hak değildir.

"Takıyye" yapan, amaçladığından farklı konuşan, farklı amaçları başka siyasi yapıların arkasına saklayanların Kürt olması da bu gerçekleri değiştirmez. Hepsi eski usul "köy-kasaba kurnazlığı" üzerine kurulu politikalardır ve bunlarla bir yere de varılamaz.

* Eğer Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı "üst kimlik" olarak bu ülkede yaşayan herkesi birbirine bağlıyorsa bunlardan herhangi birinin de kendi "alt kimliği"ni anayasal bir hak gibi dayatması söz konusu olamaz, olmamalıdır.

DİĞER YENİ YAZILAR