Amerika ile yeni dönem

Türk-Amerikan ilişkileri bundan önce de ciddi krizler yaşadı. Bu krizler hep Türk tarafında "hayal kırıklığı" olarak gerçekleşti

Haberin Devamı

Türk-Amerikan ilişkileri bundan önce de ciddi krizler yaşadı. Bu krizler hep Türk tarafında "hayal kırıklığı" olarak gerçekleşti.

* Birinci "hayal kırıklığı"nı Adnan Menderes yaşamıştı. 1957'de Türk ekonomisi ağır bir krize girme eğilimi gösterirken Menderes Amerika'ya gitti ve "bir kaç yüz milyon dolar" istedi. Eli boş ve hayalleri kırılmış döndü.

* İkinci hayal kırıklığını 1963'te ünlü "Johnson mektubu" ile dönemin Başbakanı İsmet İnönü yaşadı. Çok kızdı, "Yeni bir dünya kurulur, Türkiye orada yerini alır" dedi.

* Üçüncü kriz, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtının ardından ABD'nin Türkiye'ye Birleşmiş Milletler'de destek olmaması ve silah ambargosuna katılmasıyla ortaya çıktı. Ancak Amerikan yönetimi bu krizi el altından yaptığı bazı çalışmalarla kısa sürede yok etti. Yine de o dönemin yönetimi Amerika'dan bunu beklemediği için bir "burukluk" yaşadı.

* Bu kez de, ABD'nin yeni politikalarını iyi tahlil etmeyenler "bize bu nasıl yapılır" diye yine bir "hayal kırıklığı" sistemi içinde düşünüyorlar.


Bush ve ekibi 'ortak' istemiyor
Soğuk Savaş'tan sonra dünyanın dengeleri değişmiştir. Son Amerikan yönetiminin dünyaya "nizam verme" stratejisi kendi rakipsiz süper güç durumuna uygun bir cesamete gelmiştir.
Amerikan yönetimi son olayla ilgili olarak özür dilerse durum değişecek midir? Hiçbir şey değişmeyecektir, çünkü Amerikan yönetimi Irak'ın ve Kuzey Irak'ın geleceğinin belirlenmesinde Türkiye'nin herhangi bir şekilde etkin olmasını istememektedir. Süper güç hiçbir alanda ya da bölgede kendine ortak aramamaktadır, istememektedir. Amerikan yönetiminin diğer müttefikleri de ancak siyasi ve stratejik "destekçi" konumundadır, ortak konumunda değildir. Amerika'nın şu andaki Ortadoğu politikaları net olarak çizilmiştir. Ve bu politikalar içinde Amerikan siyaset yapıcıları Türkiye'ye herhangi bir rol vermemiştir.


Türkiye'nin "tabii" etkinliği
Amerikalı yetkililere, son olay üzerine gereken tepkiler gösterilmiştir, kuşkusuz gösterilmeye devam edecektir. Ancak bütün bunların şu andaki güç dengesini ve siyasi planları değiştirmesi söz konusu olamaz. Türkiye'nin Kuzey Irak'taki "tabii etkinliği"nin kaynağı sadece terör meselesi değildir. Türkiye'de yaşayan milyonlarca Kürt kökenli vatandaşımız Türkiye'nin tabii etkinliğinin gerçek dayanağıdır. Türkiye, kendi Kürt kökenli vatandaşları dolayısıyla, onların "rahatı" ve barış içinde yaşayabilmeleri için Kuzey Irak'ta ağırlık sahibi olmak zorundadır. Bu, şu anda iktidarda olan Amerikan siyasileri ve bürokratları için bir şey ifade etmiyor olabilir. Ama bu siyasi ve bürokratların Irak hesapları tutmadıkça, bu dayanak "bir şeyler" hem de "önemli şeyler" ifade edecektir.

DİĞER YENİ YAZILAR