Alnına sıkacaksın... Az yapmışlar...

Haberin Devamı


Biri milletvekili, diğeri büyük bir spor kulübünün başkanı. İkisi de birer veciz ifadeyle derdini anlattı.

Milletvekili olan, Meclis’te iktidar partisini nasıl “ezdiğini” anlatırken coşuyor “sıkacaksın alınlarına birer tane” diyor.

Spor kulübü başkanı olan, maçtan sonra hakeme saldıran kulüp yöneticileri için “az bile yapmışlar” diyor.

Bu iki şahsın, eski deyimle müktesebatları çok farklı, hatta birçok açıdan taban tabana zıt olduğu bile söylenebilir. Biri kendisini “ilerici” hatta solcu görüyor olabilir, diğeri de kendisini “üst sınıf” mensubu olarak görüyor, öyle biliyordur. Ama kızdıkları kişileri dövmek ya da öldürmek konusunda birleşiyorlar.

Sonra da Hüseyin Üzmez’in kurtulması ya da polisin bazı olaylarda aşırı güç kullanması insanları şaşırtıyor. Şaşırtmasın çünkü baştan aşağıya bütün toplumun üzerine boca edilmiş bir “köylülük” hali her tarafımızı sarmış durumda.

***


Bugün hâlâ türban, çarşaf gibi meseleler var olduğu için o milletvekili ve kulüp başkanı var.

O milletvekili ve kulüp başkanı var olduğu için polis hastaneye gaz bombası atabiliyor. Polis hastaneye gaz bombası attığı için bazıları ırkçılığı vatanını korumak zannediyor.

Irkçı bir şahıs kendisini solcu sandığı için en önemli şehrin belediye başkanı da tartışmasını, konuşmasını bilmiyor. O başkan konuşamadığı için o milletvekili insanların alınlarına kurşun sıkmayı düşünüyor, o kulüp başkanı da hakeme saldırmayı savunabiliyor.

***


Bu zincir böyle uzayıp gidiyor ve “köylülük” hali her gün biraz daha fazla ve iyice kök salarak yerleşiyor.

Buradaki “Köylülük” dünya ile ilişki kurma, dünyaya ve diğer insanlara bakışla ilgili bir tanımlamadır.

Köyde yaşayan bir kişi “köylülüğün” taşıyıcısı olmayabilir.

Buna karşılık, en büyük şehirlerin en tepelerinde bulunanlar “köylülüğün” taşıyıcısı olabilir, oluyor da.

“Alınlarına sıkacaksın” diyen milletvekilini ayıplamak çok fazla kişinin aklından geçmez. Bu milletvekili yine Meclis’te oturacak, hatta bir dönem, iki dönem daha seçilecektir. O kulüp başkanını kimse ayıplamamıştır, hatta çevresi, kendisi gibi “üst sınıf” mensupları “çok iyi oturttun başkan” diyerek onu desteklemişlerdir ve o da “ben ayıp ettim, bu görevi bırakmalıyım” diye düşünmeyecektir.

“Köylülük” ruhu, sınıf, köken ya da mevki ayrımı gözetmeden yayılmıştır ve her gün karşımıza çıkan belirtiler daha da yayılacağını gösteriyor

DİĞER YENİ YAZILAR