Haberin Devamı
Deniz Baykal sayesinde Türkiye’de bir ilk gerçekleşti. Daha önce de siyasi içerikli ilanlar verilmiştir ama ilk kez dün, bir siyasi partinin genel başkanına “bırak” diyen bir ilan yayınlandı.
* “Yenilen ordunun komutanı bırakır, sen de bırak
* Zarar eden şirket genel müdürü bırakır, sen de bırak
*Seçim kazanamayan lider bırakır, sen de bırak” diye başlayan ilan şöyle bitiyor:
“Kendin bırak!
Onurunla bırak!
Allah aşkına bırak!”
Böylece ilk kez bir siyasi parti genel başkanına “ne olur bırak” diye yalvarılmış oldu.
Hafta sonunda CHP’nin kurultayı var. Bu kurultayda seçim kazanamamış, seçim kazanma umudu bile vermemiş, hatta CHP’yi yüzde 10 barajın altına düşürüp tarihinde ilk kez Meclis dışında bırakmış bir genel başkan tekrar aday olacak ve kazanacak.
Kazanacak çünkü beş yıl önce bir tüzük değişikliği yapılarak, birinci görevi özgürlükleri, demokrasiyi savunmak olan bir siyasi parti, en anti-demokratik kuralları getirerek mevcut genel başkanın değişmesini neredeyse imkânsız hale getirdi.
Deniz Baykal’ın son günlerde yürüttüğü sert muhalefet çizgisinin, el sıkmamak, yemek davetine gitmemek gibi tavırlarının AKP hükümetini siyasi olarak sıkıştırma ve sandıkta devirmeye kadar giden bir stratejinin ürünü olduğunu zannedenler büyük yanılgı içindedir.
Baykal bu gösterişi yüksek muhalefet tarzını sadece parti içinde gücünü pekiştirmek ve seçenek olmadığı için CHP’ye oy verecek olan yüzde 12’lik bir oy potansiyelini sağlamlaştırmak için yapmaktadır.
İktidarı hedeflemeyen bir sosyal demokrat partinin, üstelik radikal milliyetçi ve anti-demokratik siyasetlerle oy peşine düşmüş bir siyasi partinin genel başkanı, kendisine “ebedi lider”lik imkânını veren bir tüzük sayesinde koltuğunu koruyacaktır.
CHP’nin bugünkü politikalarının, çalışma tarzının, örgütün çalışma şeklinin sol ile, sosyal demokrasi ile, ülkede demokrasinin savunulması ile ilişkisi kalmamıştır.
Yine de bir kesim, başka seçenek olmaması dolayısıyla yenilenmiş bir CHP’nin, tekrar sola, sosyal demokrat politikalara dönmüş bir CHP’nin iktidara yürüyebileceğine inanıyor. Çok çalışma isteyen, çok emek isteyen, çok ufuk isteyen bu çabayı yürütmeye aday olanlar da var. Ama her türlü iyi niyetin karşısında Çin seddi gibi duran bir genel başkan da var ve onun demokrasinin ilkelerine uygun davranmak gibi bir niyeti yok.
Yarın Deniz Baykal’a, öbür gün onun tayin ettiği parti yöneticilerine oy verecek olanlar da CHP’nin tekrar sol siyasetlere dönmesinden, sosyal demokrat parti olmasından ve iktidara yürümesinden vazgeçmiş olanlardır.

