Zina olayından ağızları öyle yandı ki, kadın zanlıya kadın doktor" maddesi haber olur olmaz yoğurt muamelesine uğradı.
Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu (CMUK), yasaların ve yasal yaptırımların vatandaş nezdinde nasıl uygulanacağına dair usulleri düzenler. Bunlar içinde zanlı (şüpheli) ve sanık haklan da bulunur. Bu haklar ve avukat haklan bati hukukuna yakın şekilde düzenlenmişti.
Kimileri Türkiye'de adaletin işlemesiyle ilgili şikâyetlerini "Ne yapalım, CMUK var, elimiz bağlı" cümlesiyle özetlemeye alışmışlardır. Kastettikleri şudur: "Ne avukatı kardeşim, alacaksın içeri, itiraf ettireceksin..."
Neyse ki bu seslerin etkisi giderek azaldı ve CMUK yeniden çağdaş bir düzenleme için ele alınıyor.
* "Kadın zanlıya kadın doktor" olayı da değişiklik çalışmalarında ortaya çıktı. Meclis Alt Komisyonu, kadın zanlıların kadın, erkek zanlıların erkek doktor tarafından incelenmesine ilişkin bir hüküm hazırlayıp tasanya ekleme girişiminde bulundu. Ancak konu basına yansır yansımaz, kuşkusuz "yukardan" gelen bir talimatla hemen madde yok edildi.
Dünyada herhangi bir kanunda benzer bir madde yoktur. Belki Arap ülkelerinde vardır.
Ancak dünyadaki uygulama bu madde ile öngörülen şekildedir. Amaç zanlıyı özellikle rahatsız etmek olmadığı takdirde normal insani uygulama, kadın zanlının vücut muayenesine kadın doktor verilmesi olmalıdır. Avrupa ve Amerika'da da uygulama bu şekildedir. Havaalanları ve sınır girişlerinde de kadınları kadın görevliler, erkekleri erkek görevliler arar.
Bu, kanuna koyulması gereksiz bir "insani" uygulamadır. Tersini yapmak, insanları özellikle tedirgin etmek amacını taşır. Memurların da kendi kafalarına göre böyle bir yola gitme haklan yoktur. Görevleri her zanlıya "insanca" davranmaktır.
Meclis alt komisyonu üyeleri belli ki, "memurların" böylesine doğal bir insanca uygulama yapacaklarına güvenmiyorlar, bunu kanun maddesiyle güvence altına almak istiyorlar. Haklı olup olmadıklarını zaman gösterecek. Ama en azından kısa dönemde haklı olma ihtimalleri yüksektir.
Yargıya güvenin!
Genç bir insan gözaltına alınıyor ve nezarethanede "ölü bulunuyor." Görevli polislerden 7'si dava edilip yargılanıyor. Beş polis beraat ederken ikisi, davanın açıldığı "işkence ve kötü muamele" suçlamasından değil, "görevi kötüye kullanmak"tan mahkûm oluyor.
* Cezaları üçer ay hapistir. Rakamla: 3'er ay! Genç bir insanın ölümüne yol açan o "görevi kötüye kullanma" her ne ise, cezası 3 ay olduğuna göre çok önemsiz olmalı. Mahkeme cezalarda indirim yapıyor ve "sanıkların sabıkasız oldukları" dikkate alınarak bu ceza da erteleniyor.
* Türkiye'de sistematik işkence yoktur. Doğrudur. İşkence sanıkları ya da suçlulan korunmamaktadır. Bu da doğrudur.
* Ama bir gencin ölümüyle sonuçlanan olayda görevli polislerin fiilen ceza görmemelerinin de bir açıklaması olmalıdır.
* Medyayı suçlayan Yargıtay bu karar üzerine de fikir belirtirse fena olmaz.
Bu ve benzeri kararların yargıya güveni artırıp artırmadığını da birilerinin kendisine sorması, gerçekten sorması gerekiyor.
Alınganlık
Zina olayından ağızları öyle yandı ki, kadın zanlıya kadın doktor" maddesi haber olur olmaz yoğurt muamelesine uğradı
Haberin Devamı

