Haberin Devamı
Bayram sabahının gazetelerinde dört haber vardı ki, dördü de “alaturka köylülük” halimizi anlatıyordu.
Birinci haber Konya’dan. Beş ay önce, kaçak Kuran kursu bulunduğu söylenen gecekondu binanın yıkılması sonucu 15 kız çocuğunun ölmesiyle ilgili soruşturma tamamlanmış.
Sonuç: Binada kaçak Kuran kursu olduğu tespit edilememiş.
Kurs olduğunu tespit edemeyenler, ölen 15 kız çocuğunun gecenin bir vaktinde o binada ne aradığını herhalde tespit etmişlerdir.
Bu olayın ardındaki gerçek şudur: Kimse kaçak Kuran kursu dolayısıyla bir ceza vermek istemiyor, o yüzden yalan söyleniyor.
İkinci haber polis ve kimlik sormakla ilgili: İstanbul’da bir alkollü sürücü polis kontrol noktasından “sıyrılmak isterken” görülür, polis aracı biraz ileride durdurur ve sürücü son günlerin modasına uyup polisten kimliğini göstermesini ister. Sonuç: Çenede kırık, kafatasında ve burunda çatlak, tüm vücutta dayak morlukları.
Üçüncü haber Kültür ve Turizm Bakanımız’la ilgili. Bakan, bayram dolayısıyla memleketi olan Ordu’ya gider. Ama karşılamayı eksik bulur, çünkü hacca gitmiş olan vali karşılamaya gelememiştir. Habere göre Bakanımız kızmış ve valinin vekilini azarlamıştır. Bizim siyasilerimiz neden bakan olmak ister, diye bir sorusu olanlar cevabını bu olayda bulabilirler. Kırmızı plakaların haşmeti, karşılama heyetlerinin kalabalığı vs.
Dördüncü haber de İstanbul’dan. Genç bir avukat, kız arkadaşını evine bırakırken öper ve durumu gören ikisi sivil dört polis “ahlaksız herif” diyerek avukatın üzerine çullanır. Olaydan sonra polis, “kız arkadaşını dövüyordu müdahale edildi” diye açıklama yapar, avukat ise öyle bir durum olmadığında, öperek ayrıldığında ısrar eder. Hangisi doğru olabilir?
Ve dördüncü haberden çıkan bir beşinci durum: Bu haberi veren gazete “avukat kimliğini göstermesine rağmen dayak atmaya çevredeki vatandaşlar da katıldı” ifadesini kullanmış. Yani bu kişi avukat değil mesleksiz, işsiz birisi olsaydı, hatta üzerinde hiç kimlik olmasaydı dayak yemesinin, çevredeki vatandaşların da dayağa katılmasının bir sakıncası olmayacaktı!
Haberi böyle yazan böyle düşünüyor mu düşünmüyor mu bilemeyiz, ama ifade aynen öyle. Alaturkalığımız işte böyle içimizin bir yerinden çıkıveriyor.
Bütün bu olayların kahramanlarının sorunu eğitim mi?
Konya’da gerçeği ifade etmeyen yetkililer, alkollü sürücüyü kimlik görmek istedi diye hastanelik eden polisler, kız arkadaşını öpeni döven ve çevre “halkının” da olaya katılmasına göz yuman polisler ve... Kültür ve Turizm Bakanı’nın...
Ve gazetedeki haberi yazan, okuyan, sayfaya koyan arkadaşların sorunu eğitim mi, yoksa sorun daha derinlerde mi?

