Hükümet kurulduğu günden başlayarak ciddi sorunlarla karşı karşıya geldikçe, iç sorunlar da yaşamaya başladı. AKP'nin unutturmaya çalıştığı, "demokrasi budur" diye sindirmeye çalıştığı tezkere yenilgisinin ardından bir de anayasa değişikliği yenilgisi yaşandı. Tayyip Erdoğan konuya değişik açıklamalar getirip CHP'ye yüklense de sorun ortalığa yayılmış durumdadır. Sorun şudur: AKP içinde önemli bir grup merkez politikalarının tersine davranabilmektedir. Üstelik bu karşı tavırlar en temel konularda ortaya çıkmaktadır.
Üçlü koalisyon
AKP kurulduğu ve geliştiği dönemden başlayarak ortaya bir "koalisyon" olarak çıkmıştır. Bu koalisyonu üç unsur oluşturmaktadır.
Birincisi geleneksel "Milli Görüş" hareketinden gelenler, Erbakan'la ve onun politikalarıyla düşünce ve duygu bağını tam koparamamış olanlardır. Meclis Başkanı Bülent Arınç bu çizgide ilerlemektedir.
İkincisi, Erdoğan'ın "istanbul Belediyesi" grubudur. Bunlar Erdoğanın belediye başkanlığı döneminde örgütlenmiş, daha sonra liderleri ile birlikte AKP hareketine katılmışlardır. "Milli Görüş" geleneğiyle bağları farklıdır, asıl bağları Erdoğan'ladır.
Üçüncüsü, merkez sağın değişik siyasetlerinden gelmiş olan "vitrin" grubudur. Bunlar da "Milli Görüş" kökenli olmadıklarından, daha farklı gelenekler içinde yetişmiş oldukları için Erdoğan'a daha yakın, gelenekçilere daha uzaktırlar.
Hedeflerini ayıranlar
Bu üçlü koalisyon iktidara doğru ilerlerken daha yaygın bir tartışma, kritik yol ayrımlarında "vitrin" grubunun partiden ayrılması üzerine yapılıyordu. Ancak AKP'nin yapısını iyi bilenler asıl "tehlike"nin "Milli Görüş" kökenli grup olduğunu, bunların bir kriz anında Erbakan'a dönebileceklerini kulislerde anlatıyordu. Bu öngörü doğru çıkmış ve "Milli Görüş" ten tam olarak kopamayanlar Erdoğan'ı iki kez "arkadan hançerlemiştir". Bundan sonra da önemli karar anlarında bu grubun yine AKP yönetimine ve hükümete ayak bağı olmaya devam edeceği anlaşılmaktadır. Parti disiplinini ve merkez politikalarını önemsemeyen bu grup başka bir kıyıya doğru yelken açmış görünmektedir.
Eski hastalık berdevam
İlk kez iktidar olan partilerde çatlaklar belirmesi Türkiye'de sık yaşanmış bir durumdur. Çünkü partinin bir bölümü her zaman Meclis'e farklı beklentiler içinde gelir, sonra beklediğini bulamaz ve hemen başkaldırır. AKP de aynı olayı yaşamakta ve bu kez "sağından" bölünmektedir. Bunun siyasi etkilerinin ne olacağını şimdiden kestirmek güçtür. Ama Türk siyasetinin geleneğinde önemli yer tutan "bölünme kolaylığı" AKP'ye çok hızlı bulaşmıştır.
Üç meslektaştan özür dilerim...
Dünkü yazımızın ikinci bölümünde bir grup Başbakanlık muhabiri gazetecinin Powell'ı protestosuna değinirken, kimsenin bu konuyu işlemediğini söyleyerek büyük bir yanlış yaptık. Çetin Altan gazetede çalışan çaycı çırağının bile mutlaka kendi gazetesini ve diğer gazeteleri okuması gerektiğini yıllar önce yazmıştı. Biz de küçük bir seyahat gerekçesiyle cumartesi günkü gazeteleri biraz fazla "hızlı" okuyunca konuyla ilgili üç yazıyı da gözden kaçırdık. Hürriyet'te Fatih Altaylı, Star'da Murat Çelik, Habertürk'te Deniz Arman'ın aynı konuyu yazmış olduklarını gördüğümüzde ise iş isten geçmişti. Çetin Altan'ın sözünün önemi bir kez daha tecrübeyle kanıtlanmış oldu. Üç meslektaşımdan da özür dilerim.
AKP'nin geleceği
Hükümet kurulduğu günden başlayarak ciddi sorunlarla karşı karşıya geldikçe, iç sorunlar da yaşamaya başladı.
Haberin Devamı

