Seçim sonuçları üzerine yorumlar, AKP’nin oy oranını yüzde 50’ye ulaştırmasının büyük başarı olduğu üzerine yoğunlaşıyor.
Ancak bu sonuç, bir başka açıdan bakıldığında AKP’nin seçim stratejisinde bir başarısızlığın da göstergesidir. Erdoğan, seçime az bir süre kala hedefinin 367 milletvekili olduğunu açıklamıştı. Bu sayıya ulaşmanın tek yolu MHP’nin baraj altında kalması ve bu partinin boşalttığı alandan 40 dolayında sandalyenin AKP’ye geçmesiydi.
Erdoğan bunun için üslubunu MHP’nin geleneksel seçmenini etkileyecek bir alana taşıdı.
Fakat “Kürt meselesi yoktur” ile başlayan, “Biz olsak Abdullah Öcalan’ı asardık” ile tamamlanan bu taktik başarısızlıkla sonuçlandı.
MHP barajın altında kalmadı, yüzde 13 oy oranıyla Meclis’in üçüncü partisi oldu. Aldığı bütün darbelere, üst yönetiminin kasetlerle çökertilmesine rağmen Erdoğan’ın üslubu MHP’yi barajın altına itemedi.
Bir şeyin aslı mevcutsa taklidi her hâlükârda sadece taklitten ibarettir.
Bu açıdan biraz daha geriye dönülüp bakıldığında, 12 Eylül anayasa referandumunda yüzde 58’e ulaşan “evet” oylarını da tekrar değerlendirmek gerekiyor.
O oylar, sonuçta “daha demokratik bir anayasa“ya kavuşulmasına, demokrasiyi tıkayan alanların açılmasına, kısaca daha fazla demokrasiye verilmiş oylardır.
Bu seçimde de aynı iradeyi temsil eden parti, esas olarak AKP’dir; CHP son anda ve yarım yamalak bu alana girdiği için etkili olamadı.
12 Eylül’deki yüzde 58, demokratik sürece ağırlık veren bir AKP’nin ulaşabileceği noktayı da gösterdi.
AKP’nin o yüzde 58’i korumak yerine, yüzde 42’den oy sağlama hedefine yönelmesi, kendisi açısından ciddi bir “yanlış okuma”nın sonucudur.
AKP’nin “alması gereken” Kürt oylarını alamayışı, BDP’ye alan kaybetmesi de aynı yanlış okumanın sonuçlarından birisidir.
Kürt vatandaşların yarısı “Kürt meselesi”ni AKP’nin çözeceğine inanıyor. AKP, bu inancı taşıyan Kürt seçmen sayısını artıramadı.
AKP’liler, başta Başbakan olmak üzere, seçim sürecini ve sonuçlarını tahlil ederken bu “başarısızlık” alanını görebilirlerse, önümüzdeki dönemin “demokrasi programı”nı daha cesur ve kararlı şekilde oluşturabilirler.

