Erbakan'ın partilerinin kongrelerinde görüntüler ve hava hep aynı olurdu. AKP'nin birinci büyük kongresinin görüntüleri ve havası ise bunların çok uzağındaydı. Daha çok klasik merkez, merkez sağ partilerin; AP, ANAP kongrelerinin havası görülüyordu. Erdoğan'ın konuşması iki temel "söz" üzerine kuruluydu: AKP geniş bir kesimi kucaklayan merkez partisidir ya da olacaktır... AKP yönetimi hiçbir şekilde takıyye yapmamaktadır. Bu ikisi, topluma verilmiş sözler, temel taahhütlerdir. Gerçekten yerine getirilip getirilmediklerini, bu ana çizgiden sapma olup olmadığını toplum izleyecek ve denetleyecektir. Taahhütlerin yerine getirilmemesi durumunda toplum kandırılmış olur ve bunun cezası, bundan önce defalarca görüldüğü gibi "sandıkta" verilir. Erdoğan'ın "rejim" ve "demokrasi" üzerine söyledikleri ise demokratik laik cumhuriyeti benimsemiş herkesin söyleyebileceği sözlerdir. Bunlar da bir anlamda rejimin temel ilkeleri konusundaki toplumsal uzlaşmanın AKP tarafından "içtenlikle" benimsenmiş olduğunun taahhüdü olarak alınabilir.
Söz'ü vermek ve tutmak...
Erdoğan'ın konuşmasındaki demokrasi vurgulamalarında iki ayrıntı var ki, bunlar halen önemli gerilimler yaratmaya aday konulardır. Erdoğan "bütün gençlerin önünü açmak" sözüyle imam hatipler meselesine dolaylı bir gönderme yapmıştır. İkincisi de genel demokrasi anlatımının içinde "hissedilen" türban meselesidir. İmam hatip okulları meselesinin yanlış üzerine yanlış eklenerek, popülist politikacılar tarafından çok taraflı mağduriyet yaratmış bir mesele olduğu ortadadır. Bu olayı "mesele" haline sokanların başında siyasal İslam gelmektedir. Türbanda ise... Bugünkü durumu bozacak ve yine siyasal İslamın bir mücadele sembolü haline getirdiği bu olayı bir kriz konusuna dönüştürecek her adımın yaratacağı sıkıntıları en başta yaşayacak olanlar, bu ülkeyi yönetenlerdir. Erdoğan'ın konuşmasının yolsuzluklarla ilgili bölümünden de bir taahhüt çıkarabiliriz. Şu anda bütün yasal imkânlarla Uzanlar'ın üzerine gidilmesinin sadece bir siyasal manevra olmadığını kanıtlayacak olan, diğer yolsuzluk olaylarının üzerine de aynı şekilde gidilmesidir. Bir tarafta son üç yılın bütün mal ve para operasyonlarına el konulurken diğer tarafta şirketlerin herkesin gözü önünde el değiştirmelerine göz yumulursa, kamuoyunda AKP'nin yolsuzluklarla ilgili tavrının günlük siyasi kaygılardan öteye gitmediği kanısı yerleşecektir. AKP'nin bütün toplumu kucaklayıp kucaklamayacağı bu vaatlerinin hayata geçip geçmemesiyle belli olacaktır. Kuşkusuz ki bunların gerçekleşmesi bütün ülke yararınadır.
AKP merkez yolunda
Erbakan'ın partilerinin kongrelerinde görüntüler ve hava hep aynı olurdu. AKP'nin birinci büyük kongresinin görüntüleri ve havası ise bunların çok uzağındaydı
Haberin Devamı

