Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, siyasi İslam geleneğinden gelen AKP'ye kuşkusuz ve kaygısız bakabilmesi için köprülerin altından biraz fazla su akması gerekiyor. AKP'nin seçimi kazanıp hükümeti kurmasının üzerinden yaklaşık altı ay geçmiştir. Bu sürede askerin AKP ve AKP taraftarı gördüğü çevrelere karşı sempati beslemediğinin bütün işaretleri verilmiştir.
Genelkurmay Başkanı'nın medyada sahip, yönetici ve yazar olan basın mensuplarıyla toplantısında yaptığı ilk ve sert eleştiriler o gece Diyarbakır uçağının düşmesi nedeniyle kendiliğinden geçiştirilmişti. Son MGK toplantısının ardından, özellikle AKP'ye yakın yayın organlarındaki bazı haber ve yorumlar yine Genelkurmay'ın sert bir cevabına yol açtı. Ancak bu bildiri de o günlerde bütün dikkatler Bingöl depremi üzerinde toplandığından fazla yankı bulmadı. Üçüncü "vukuat" geçen haftaki Başbakan Genelkurmay Başkanı görüşmesinin ardından yayılan bazı haberlerle gerçekleşti.
Derindeki gerçek...
Önce Cumhuriyet'in manşetinde, daha sonra da diğer gazetelerde yer alan bu haberlere göre Orgeneral Özkök, TSK'nın alt kademelerinde, genç subaylar arasındaki huzursuzlukları Başbakan'a iletmiştir. Bu arada MGK Genel Sekreteri'nin ne kadarının resmi olduğu anlaşılamayan beyanları da gerilimin asıl alevlendiricilerinden biri olarak görülebilir. MGK toplantısı sonrasında yayınlanan haber ve yorumlar Genelkurmay'ın tepkisini çekerken, son ikili görüşme sonrasındaki haber ve yorumlar da başbakan Erdoğan'ın sert tepkisine neden olmuştur. Sızan ya da sızdırılan haberlerin bir kısmı askerleri bir kısmı da hükümeti kızdırmıştır. Bunların doğru olup olmadığı Genelkurmay Başkanı'nın bugün gazetelerin Ankara temsilcileri ile yapacağı görüşmedeki açıklamalarla ortaya çıkacaktır. Bunlar bir açıdan derindeki gerçeğin günlük yansımalarıdır. Derindeki gerçek, başta TSK olmak üzere toplumdaki geniş bir kesimin henüz AKP'ye güvenme aşamasına gelmediğidir. Güven, siyasi İslam kökenli AKP'nin Cumhuriyetin temel değerlerine bağlı olduğunu her fırsatta göstermesiyle sağlanacaktır. Asker tarafından şu ana kadar gelen tepkilerin ise özellikle kamu atamaları üzerinde yoğunlaştığı görülmektedir. Daha önce, özellikle de 28 Şubat süreci sonrasında siyasi İslam'a yakın oldukları gerekçesiyle kamudaki görevlerinden uzaklaştırılmış ya da kızağa çekilmiş kişilerin önemli noktalara atanmaları sadece Silahlı Kuvvetler'in değil, Cumhurbaşkanı Sezer'in de temel kaygılarından biri olmuştur. Cumhurbaşkanı Sezer'in imza için kendisine gelen atamaları uzun süre bekletmesi, sağlam güvenlik raporları istemesi ve bu durumun sürmesi, kaygının kaynağını göstermektedir. Önemli bir kesim, AKP'nin atamalarıyla yeni bir siyasi İslam kaynaklı kadrolaşmadan kuşku duymaktadır. Bu kaygı ve kuşkuları gidermekle yükümlü olan da yine AKP hükümetidir. Hükümetlerin kendilerine yakın buldukları, anlaşabileceklerine inandıkları kadrolarla çalışmak istemeleri doğaldır. Ama bu isteğin meşruluğu, o kişilerin ehliyet, birikim ve yeterli hazırlığa sahip olmaları zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Aynı şekilde, zaten düzgün çalışan, işlerini siyasi baskılara aldırmadan doğru dürüst yaptıkları bilinen kamu görevlilerini değiştirmenin de herhangi bir açıklaması olamaz.
Sadece "manşet"ler mi?
Bu yanlışın önemli örneği THY'dir. THY'nin bugünkü durumuna; büyük krizleri atlatıp hem iyi çalışan hem de kârlı bir işletme haline nasıl geldiğini bütün Türkiye izlemiştir. Hükümetin THY'nin tepesinde alelacele yapılan değişiklikleri açıklaması oldukça güçtür. Hükümet ile asker arasında hiç olmayan bir gerilimi "manşet atarak" ya da "köşe yazısı" yazarak çıkartmak mümkün değildir. Manşet ya da yazılar durumu "abartabilir" ama olmayanın üzerine kurulu manşet ve yazıların herhangi bir etkisi olması olanaksızdır. AB yolunda en önemli iki aya girdiğimiz sırada belli çevrelerin özel bir gerilim politikası içine girmelerinin de ayrıca düşünülmesi gerekir. Hatta çeşitli açıklamaları ve beyanatlarıyla sık sık gündeme gelen MGK Genel Sekreteri Tuncer Kılınç Paşa'nın geçen yılki "Türkiye'nin Avrupa'dan vazgeçmesi ve İran-Rusya hattına yönelmesi" önerisinin sahibi olduğunu da hatırlamak gerekir.
AKP hükümeti ve asker
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, siyasi İslam geleneğinden gelen AKP'ye kuşkusuz ve kaygısız bakabilmesi için köprülerin altından biraz fazla su akması gerekiyor
Haberin Devamı

