Maliye Bakanı Kemal Unakıtan Meclis'te yine "aklandı". Yani AKP'li vekillerin oylarıyla "temiz" çıktı.
Bu "aklanma"nın aynı şekilde "kamu vicdanı"nda da gerçekleşmiş olduğunu söylemek AKP'liler için bile zor olsa gerek.
Önceki gün televizyonlar Maliye Bakanı'nın savunmasını canlı olarak yayınladı. Dünkü gazeteler de aynı konuşmayı çeşitli boyutlarda verdi. Bunları izleyenlerin ve okuyanların akıllarına gelen ilk soru bellidir: Unakıtan, kendisi ve yakınlarıyla ilgili olarak gensoruda getirilen iddiaların hangilerini net olarak yanıtlamıştır?
Bu gözle bakanların, soruları yan yana koyup cevaplarını arayanların "savunma"dan tatmin olmaları zordur. Bakan'ın "şerefsiz", "namert", "müfteri" gibi hakaret sözcükleriyle "süslenmiş" olan ve daha çok tribüne hitap eden savunmasında ancak birkaç somut unsur vardı. Biri kızının Telsim'i ziyaretiyle ilgili tarih yanlışı. Ama olayın doğru olduğunu kendisi de böylece kabul etmiş oldu.
Olay şudur: Maliye Bakanı'nın kızı, babasının soyadını kullanarak kamu denetimindeki bir şirkete gitmekte ve pazarladığı ürünlerle ilgili tanıtım yapmaktadır. Bu konuyu bilen bazı üst düzey yetkililerin "sessizliği"nden anlaşıldığına göre olay zaten kamunun belli bir kesiminde rahatsızlık yaratmıştı. Bakan'ın şansı, kamu görevlilerinin gerekli hassasiyeti göstermiş ve kızıyla alışveriş yapmamış olmalarıdır. Bu, hukukta "nakıs teşebbüs" denilen durumdur. "Suç işlemek" niyetiyle bir girişim yapılmış ancak başka nedenlerle suç işlenememiştir.
Bu nasıl üslup?
Bakan'ın savunmasındaki bir başka somut unsur da oğlunun şirketinin televizyonlarda yayınlattığı "Unakıtan pastörize yumurta" reklamlarını kendisinin durdurmuş olması. Bakan bu olayla ilgili olarak "birkaç yumurta" diye konuştu. Televizyonlarda böyle bir reklam kampanyasının maliyetini bilenler konunun "birkaç yumurta" olmadığını anlıyor. Ama asıl sorun Maliye Bakanı'nın adının televizyon reklamlarında "pastörize yumurta" markası olarak anılması ve kendisinin bundan rahatsız olmamasıdır.
Bakan'ın bazı konularda savunma unsuru olarak Deniz Baykal'ın mal varlığıyla ilgili konuları kullanması da tartışmanın düzeyini düşürmek yolunda başarılı bir taktik olmuştur.
Bu düzeyde bir tartışma ve siyaset üslubunun kamu vicdanını tatmin etmesi mümkün değildir.
Maliye Bakanı "aklanmış" değildir. Gerçekten "aklanmak" için kamu vicdanının ikna edilmesi ve bunun şu ana kadar kullanılmış üslubun dışındaki bir üslupla yapılması gerekmektedir.
Aklanmak nasıl olur?
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan Meclis'te yine "aklandı". Yani AKP'li vekillerin oylarıyla "temiz" çıktı
Haberin Devamı

