Akl-ı selim

Haberin Devamı

Cumhurbaşkanı Gül, Kuzey Irak krizinin başından bu yana en iyimser açıklamayı yaptı. Abdullah Gül’ün söylediği, “Kuzey Irak’ta akl-ı selimin hakim olmaya başladığı”dır.
Kuzey Irak’tan gelen haberler de en azından PKK’nın bölgede artık eskisi gibi rahat at oynatamayacağını gösteriyor.
Ayrıca sözü edilen akl-ı selimde, Kuzey Irak’ta hangi yapı oluşursa oluşsun, Türkiye’ye ihtiyacı olacağının bölgenin liderleri tarafından kabul edildiği fikri de yer alıyor.
Bu durumun bu taraftaki karşılığı ise Kuzey Irak’taki Kürdistan’ın akl-ı selimi koruduğu sürece Türkiye için bir tehdit oluşturmayacağına ilişkin güven kazanılmış olmasıdır.

***


PKK’nın hem Kuzey Irak Kürtleri için hem de Türkiye Kürtleri için sonu trajedi olacak senaryoların aracı olduğunun her iki tarafta da görülmeye başlanmış olması son krizin en önemli faydasıdır.
Türkiye’de yaşayan Kürt kökenli vatandaşların hayatlarının gelişmesi, hem maddi hem manevi açıdan gelecekle ilgili güven duygularının yerleşmesi açısından en büyük engelin PKK olduğunun görülmesi zaman aldı.
Bu zaman kaybının ne yazık ki Ankara’da da çok sayıda sorumlusu bulunuyor.
Geriye dönük olarak yapılan yanlışları görmeye çalıştığımız zaman da 12 Eylül 1980 askeri darbesi ve ondan sonraki askeri yönetimin ağır sorumluluklarına ulaşıyoruz. Bazıları bu tespiti bir “takıntı” gibi görüyor, ama PKK olgusunun kaynaklarını tam olarak görmeden ve açıkça konuşmadan da gelecekle ilgili ciddi bir vizyona ulaşamayız.

***


Türkiye’nin Kuzey Irak’la ilgili politikalarının oluşmasında akl-ı selimin egemen olmasının en önemli sonucu da bu ilişkilerin içinden büyük güçlerin ellerinin çıkarılması olacaktır.
Akl-ı selimin bütün bölge açısından en önemli yansıması, ABD’deki Bush yönetiminin “Büyük Ortadoğu Projesi” içinde “piyon” olmak gibi bir kaderin dışına çıkılmasıdır.
Bölge devletleri aralarındaki ilişkileri akl-ı selim düzeninden çıkardıkları anda orta vadede BOP içinde sürüklenme tehlikesiyle karşı karşıya kalacaklardır.

***


Cumhurbaşkanı Gül’ün Kuzey Irak yöneticilerinde akl-ı selimin egemen olmaya başladığını söylemesi yakın gelecekte barış ve demokrasi temeli üzerinde kurulacak iyimser senaryoların da gerçek olabileceğine ilişkin bir ilk adım olmuştur.

DİĞER YENİ YAZILAR