Haberin Devamı
Diyarbakır’da 99 sivil toplum örgütünün yaptığı ortak açıklama akıl yollarının açılması için önemli bir başlangıç olabilir. Bu örgütler Güneydoğu’da faaliyet gösteriyor; açık deyişle Kürt vatandaşlarımızın çalıştığı örgütlerdir.
Bildiride iki istek var:
PKK’nın eylemsizlik kararı alması ve devletin Kürtleri tedirgin eden, içeriği belirsiz operasyonları durdurması.
Bu iki talebin koşulsuz yerine getirilmesi öncelikle bir süredir iyice uzaklaşılmış olan güven ortamının geri gelmesini sağlayabilir. “Operasyonlar” durmalı denilirken kuşkusuz, dağda dolaşan PKK’lıların güvenlik güçlerinin gözü önünde ellerini kollarını sallayarak dolaşmaları kastedilmiyor. Böyle bir durum hiçbir koşulda mümkün değildir.
Açıklamadaki “operasyonlar” kelimesinin temelde iki hususu kapsadığı anlaşılıyor. Bunlardan biri, çağrı üzerine dışardan gelen PKK’lıların çeşitli gerekçelerle tutuklanmasıdır. Bu kişiler bir “çağrı” üzerine gelmişlerdir ve o çağrı belli bir “esneklik” vaadi taşımaktadır. “Gelin hepinizi içeri atalım” denilmemiştir.
Kürtlerde tepki ve tedirginlik yaratan ikinci “operasyon”un, “KCK” kısaltması ile ifade edilen gözaltı ve tutuklamalar olduğu belirtiliyor. Terörle ilişkileri somut olarak kanıtlanmamış kişilerin yaygın bir şekilde gözaltına alınıp tutuklanmalarının yaratacağı güvensizliği herhalde operasyonları planlayanlar da biliyordu. Bu operasyonlar sırasında elleri kelepçeli insanların sıraya dizildiğini gösteren fotoğraflar kuşkusuz sadece Kürtleri değil, insan hakları konusunda duyarlı olan herkesi tedirgin etmiştir.
Talepler içinde “seçme ve seçilme sisteminde düzenleme” ve “anayasa değişikliğinde Kürt sorununun çözümünü kolaylaştıracak unsurların bulunmaması” konuları da yer alıyor.
Kapsamlı bir anayasa değişikliğine gidilirken, ülke vatandaşlarının önemli bir kesiminin de isteklerini dile getirmesi çok doğaldır. Bu istekler yer bulur ya da bulmaz, ama demokraside, her meşru talep gibi tartışılmak zorundadır.
Seçimle ilgili mesele, yıllardır tartışılan yüzde 10 barajla ilgili. Baraj, en başında çok fazla parti bulunan bir meclisi ve koalisyon hükümetlerini engellemek için konulmuş, ancak daha sonraki tartışmalarda “Kürt partilerinin Meclis’e girememesi” de barajın indirilmemesinin gerekçelerinden biri olarak ortaya sürülmüştü.
Kürt partileri bağımsız adaylarla baraj engelini aşıyor, ancak bu yöntem önemli miktarda oyun heba olmasına da yol açıyor. Diyarbakır’da tekrarlanan talebin gerekçesi budur ve makuldür.
Diyarbakır bildirisinin, yeni bir dönemin başlangıcı olması için bütün siyasi iradeler, en başta da hükümet ve iki muhalefet partisi yola çıkma, aklın yoluna çıkma cesaretini göstermelidir.

