Süheyli, 16'ncı yüzyılın sonu ile 17'nci yüzyılın başlarında yaşadı. İstanbul'da "kâtip"ti. Ama imparatorluğu bir ucundan bir ucuna dolaştı. Bu gezilerinde dönemin İslam kültürüyle ilgili araştırmalar yaptı.
"Nevadir-i Süheyli" adlı kitabında İslam tarihinin dilden dile dolaşan hikâyelerinden bir bölümünü topladı. Nevadir-i Süheyli'de konu insandır; insanın zayıflıklarıdır, nitelikleridir.
Süheyli, kitabının bir bölümünü "ahmaklık" konusuna ayırmıştır. "Ahmaklık" bölümü, Şeyh Ekber'in bir sözüyle başlar:
"Ahmaklık bir hastalıktır ve bu hastalığın ölümden başka çaresi yoktur."
Ve Süheyli devam eder:
Ahmak olan bir kimsenin ahmaklığına delil olan bazı özellikleri vardır.
Mesela ahmakların sakalları çok uzun olur, çünkü sakalın çıkış yeri beyindedir. Uzun sakal beynin küçüklüğünü gösterir. Küçük beyin ise akıl azlığı demektir.
(Süheyli sakalı çok uzun olanlarla burada kendine bilgin süsü vermeye çalışanları anlatıyor.)
Ahmaklığın belli başlı delillerinden biri de şudur:
Ahmak bir adam girdiği bir işin sonunun nereye varacağını düşünmez ve kendi bildiğinden kim ne derse desin, şaşmaz.
Kendisinden başka bir kimsenin fikir ve düşüncelerini beğenmez.
Hep "ben bilirim" diye düşünür ve esasında bilmediğini biliyorum sanır.
Öğrenmek için de çaba harcamaz.
Sırlarını, tanıdığı mıdır değil midir bakmadan her önüne gelene açar.
Bulunduğu bir mecliste usule adaba uymaz.
Böyle bir mecliste hitap edilen başkası olduğu halde kendisi cevap vermeye yeltenir.
Bilimden, bilgiden yana hiçbir nasibi yoktur.
Gaflet içindedir.
Konuşma sırasında hiç yeri değilken kahkahalarla güler.
Ağladığı zaman da merkep gibi bağıra çağıra çirkin sesler çıkarır...
Süheyli, ahmaklığın örneklerini vermeye geçmeden önce de şu hükme varıyor:
Eğer bugün, yani şimdi bulunduğumuz bu zamanda bu sıfatı taşıyanları birbirinden ayırmak gerekse, doğru ahmakla akıllıyı birbirlerinden ayırt etmek çok zor olacaktır...
Süheyli biraz çevresine bakmış ve umudunu kesmiş.
Ahmaklık hakkında
Süheyli, 16'ncı yüzyılın sonu ile 17'nci yüzyılın başlarında yaşadı. İstanbul'da "kâtip"ti. Ama imparatorluğu bir ucundan bir ucuna dolaştı. Bu gezilerinde dönemin İslam kültürüyle ilgili araştırmalar yaptı
Haberin Devamı

