Haberin Devamı
Avrupa ülkelerindeki Ermeni soykırımı ile ilgili hoşumuza gitmeyen her gelişme karşısında bağırıp çağırıyoruz.
Bazı ülkelerde “Ermeni soykırımı olmamıştır” sözünü sarf etmenin, Yahudi soykırımını ret kanunları kapsamına alınmasına büyük tepkiler gösterdik.
Neler dedik:
- Siz ne biçim demokrasisiniz, dedik.
- Soykırım var diyene özgürlük, yok diyene ceza; bu, fikir özgürlüğüyle bağdaşmaz, dedik.
- Sizinkisi çifte standarttır, ayıptır dedik.
Peki sonra ne yaptık. “Ermenilerden özür diliyorum” metnini yazanlara ve imzalayanlara soruşturma açtık...
Ne farkınız kaldı o kızdığınız kişilerden, siyasilerden, ülkelerden?
Bütün o söyledikleriniz, tepkileriniz, kalkıp İsviçre’ye gitmeleriniz, Fransa’ya karşı düzenlenen gösteriler, ne oldu bütün bunlar?
Bütün bunları yaptıktan sonra, o lafları söyledikten sonra şimdi sergilediğiniz bu davranış nedeniyle sizi hiç kimsenin ciddiye almayacağını anlamıyor musunuz?
Başkalarına “çifte standartçı” dedikten sonra aynı şekilde davranmanın sizi düşürdüğü durumun farkında olmamanızın ne kadar üzücü olduğunu anlayabilir misiniz...
Kaldı ki, o kısa bildiriyi yazan ve imzalayanlar “soykırım” sözünü kullanmıyor, o sıralarda savaşın tarafı olması mümkün olmayan insanların, fakirlerin, kadınların, çocukların yaşadıkları dram için özür diliyorlar.
Bunun “Türk milletini aşağılama” olduğunu düşünmek için bayağı geri bir dünyada yaşamak gerekiyor.
Türkiye bu gerilikleri, o kafaları hak etmiyor.
O kafalar bu ülkeyi her bakımdan geri bıraktı. Ruhen geri bıraktılar, maneviyat olarak geri bıraktılar.
Ah o kafa, sen ne zaman bu ülkeyi, bu ülkede yaşayanları rahat bırakıp tarihin derinliklerine gideceksin?
Bak, ileri dünyada senin gibiler çoktan tarih oldu; bazı kalıntılar var, ama onlar da artık toplumlara, insanlara zarar veremiyor.
Haydi o kafa, sen de git, bu halk senin verdiğin zararlardan artık kurtulsun.

