Ağız ve kulak

Herkes ağzından çıkanı duymak zorundadır. Hele bir kişi ülkenin başbakanı ise her ağzına geleni asla söyleyemez. Ne kadar öfkelenirse öfkelensin, kendine hakim olmak, iyice düşünerek konuşmak zorundadır

Haberin Devamı

Herkes ağzından çıkanı duymak zorundadır. Hele bir kişi ülkenin başbakanı ise her ağzına geleni asla söyleyemez. Ne kadar öfkelenirse öfkelensin, kendine hakim olmak, iyice düşünerek konuşmak zorundadır.

Başbakan Tayyip Erdoğan dün ağzından çıkanı duymama durumundaydı. "Avrupa Birliği bizim iç işlerimize karışamaz" dedi, "Avrupa Birliği bizim için olmazsa olmaz değil" dedi. Ayrıca "AB sözcüsünün Türkiye'nin parlamentosuna yönelik bir talebi olamaz" dedi.

Bunlar düzeltilmesi bile zor sözlerdir.

* AB'nin Türk parlamentosundan talebi olur. Çünkü siz de gidip herhangi bir Avrupa ülkesinin parlamentosu, ABD parlamentosu karşısında sizi ilgilendiren bir konuda şu ya da bu kararı alması için fikir beyan ediyorsunuz, çalışıyorsunuz.

* Avrupa Birliği'nin Kopenhag kriterleri adı verilen anayasası, tümüyle "iç işlerini düzenleme" kurallarından oluşmaktadır. Bugüne kadar bunu kabul edeceksiniz, yasalarınızı bunlara uydurmak için çalışacaksınız sonra yumurta kapıya geldiği zaman ve konu zinayı kamu suçu yapmak gibi bir saçmalık olduğunda "AB bizim iç işlerimize karışamaz" diyeceksiniz.

* Kim, hangi sözünüze, hangi politikanıza inanacaktır?

En ağırı da "Avrupa Birliği bizim için olmazsa olmaz değil" sözüdür. Bu, "başka seçeneklerimiz var" demektir. Bunu söyleyen, o seçenekleri de söylemek zorundadır. Eğer AB'nin ortaya koyduğu uygarlık projesine, ileri demokrasi projesine katılmak niyetinde değilseniz, kafanızın ardında ne olduğunu da söyleyeceksiniz.

Seçenekler bunlar mı yoksa?
Evet seçenekler vardır. İran, Irak, Pakistan, Afganistan, Libya, Cezayir, Sudan vs. Her konuda konuşmaya "bizler Müslüman olarak" sözüyle başlıyorsanız, seçeneğiniz de herhalde Amerikan mandası ya da Rusya'yı model ve ağabey olarak görmek değildir.

* Başbakan, medyaya seslenerek söylediği "AB üzerinden politika yapmayın" sözünün ne anlama geldiğini de ancak kendisi biliyor olmalı. Eğer kastettiği medyanın bütünüyle, birkaç radikal yayın organı dışında, Avrupa Birliği yoluna destek vermesi ise Ankara'da, hükümetin tepesindeki durum sandığımızdan daha vahim demektir.

Başbakan'ın dünkü sözlerini, kendi "gerçek" tabanından gelen baskılar nedeniyle bunalmasının bir sonucu olarak gören, bu nedenle önemsenmemesi gerektiğini düşünenler olabilir.

* Ama başbakanların böyle hakları yoktur, başbakan olmayı istediklerine göre bunun gereğini yapacaklardır, yani ağızlarına geleni söylemeyeceklerdir.

DİĞER YENİ YAZILAR