Ağar faktörü

Seçimler yaklaşırken siyasi partiler kendilerini seçmen gözünde daha iyi konumlandırma çalışmalarına başladı

Haberin Devamı

Seçimler yaklaşırken siyasi partiler kendilerini seçmen gözünde daha iyi konumlandırma çalışmalarına başladı.

İki parti çok açık mesajlarla temel konulardaki tavırlarını ortaya koyuyor.

CHP, siyasi yelpazenin solunu tümüyle boşaltarak, kaba milliyetçi bir ulusalcılık çerçevesinde hem Avrupa Birliği karşıtı, hem demokratikleşme karşıtı tavırlarıyla sağdaki seçmenin peşine düştü.

Mehmet Ağar’ın DYP’si ise, AKP’nin tam olarak dolduramadığı “merkez” için harekete geçtiğinin işaretlerini veriyor.

Bu işaretlerin başında da DYP’nin Avrupa Birliği konusunda CHP-MHP hattında herhangi bir tavır almaması geliyor. Parti sözcüleri bu konuda dikkatli ve “karşı olmamaya” özen gösteren mesajlar verdi.

***

Ağar’ın, özellikle Genelkurmay Başkanı ve CHP Genel Başkanı tarafından sert şekilde eleştirilen sözleri, “dağda silahla gezeceklerine düz ovada siyaset yapsınlar” oldu.

Bu sözlerden bir af talebi anlamı çıkarıldı, yine “PKK’nın siyasallaşmasına destek” gibi klişeler öne sürüldü.

PKK ve terör konusunda Ağar’ın emniyet müdürlüğü ve içişleri bakanlığı dönemlerinde aldığı sorumluluklar dolayısıyla Susurluk rezaletine adının karıştığı henüz unutulmuş değil.

Aynı Mehmet Ağar’ın bugün alacağı tepkileri bile bile bu sözleri söylemesi daha da önemlidir. Ayrıca “PKK’nın siyasallaşması” klişesinin ne kadar anlamsız olduğunu da gayet basit şekilde açıklamıştır.

PKK sadece terörist bir örgüt değildir, siyasi hedefleri olan bir terörist örgüttür. PKK’nın siyasi hedefleri çerçevesinde siyaset yapanlar da vardır, PKK ile aynı çizgide olmayan ama yine de “etnik mesele” üzerinde siyaset yapanlar da vardır.

Siyasi ortam ne kadar demokratik olursa bu cephede de siyasi ayrışma o kadar net olacaktır. Halen silahlı olan PKK, farklı siyasi yapılanma girişimlerine de imkan vermiyor.

Mehmet Ağar bütün Türk toplumunun, Kürt kökenli vatandaşlar da dahil, terör meselesini sona erdirmek istediği tespitinden yola çıkıyor. Bu da kesinlikle kaba milliyetçi bir üslupla ulaşılabilecek bir sonuç değildir.

***

DYP’nin laiklik dahil bütün temel meselelerde merkeze yönelik siyasi tavırlar alması kendi açısından çok daha anlamlıdır.

CHP-MHP-Anavatan, radikal sağdaki oylara taliptir. AKP hem siyasi İslam etkisi altındaki seçmenin oylarına hem de merkezdeki seçmenin oylarına taliptir. Dolayısıyla her iki tarafta da fire vermeye mahkûmdur.

Türk seçmeninin halen yüzde 60 dolayında bir kesiminin merkeze yakın olduğu düşünülürse DYP’nin bu seçmene yönelmesi seçim tablosunda önemli değişikliklere yol açabilir.

CHP, her durumda alacağı yüzde 9-10’luk sol seçmen oyunun yanına radikal sağdaki yüzde 30’dan takviye yapma peşinde olduğuna göre bu kesimdeki seçmenin oyları dört partiye bölünecektir.

Buna karşılık merkezde bulunan ve laikliğin sorun olmasını istemeyen, Avrupa Birliği üyeliğini çıkış yolu olarak gören, her türlü radikal milliyetçi üsluptan çekinen seçmenin önüne DYP ve kısmen AKP çıkmaya hazırlanıyor.

Seçime bir yıl kala ortaya çıkan Mehmet Ağar faktörü bundan sonra bütün siyasi tabloyu değiştiren bir boyuta gelebilir de gelmeyebilir de. Bunu da önümüzdeki bir yıl gösterecek.

DİĞER YENİ YAZILAR