Ağalar, padişahlar

Demokratik düzende her koltuğa, istisnasız her koltuğa belirli bir süre için gelinir. O sürenin kısa ya da uzun olması fark etmez, her makam sürelidir. Ve o makam, oraya geleni seçenlere aittir

Haberin Devamı

Demokratik düzende her koltuğa, istisnasız her koltuğa belirli bir süre için gelinir. O sürenin kısa ya da uzun olması fark etmez, her makam sürelidir. Ve o makam, oraya geleni seçenlere aittir.

Bize dönelim... Toplumumuzun hemen her kesiminde geçici olarak koltuklara oturmuş ve topluma karşı sorumlu kişilerin çok az, buna karşılık her küçük iktidar imkânını ağalık ve padişahlığa çevirenlerin çok bol olduğunu görüyoruz.

Siyasetin tepesinde de de durum farksız. Siyasi yapının sağında, solunda ve ortasında da durum farksız. Herhangi bir göreve gelen, orada ömrünün sonuna kadar kalacakmış gibi davranmaya başlar ve ömrünün sonuna kadar kalmak için de her şeyi, ama her şeyi yapabilir.

* Hakem tokatlayan milletvekili de kendi çapında bir padişah ya da ağadır.

* "Ben verdim oldu" diyen başbakanlar da kendi çaplarında padişahlığa soyunmuşlardır.

* Başında oturduğu siyasi partiyi babasından miras kalmış gibi görenler de aynı ağalık, padişahlık düzeninin parçalarıdır.

Bunların, Almanya'nın en güçlü başbakanlarının neden kendi istekleriyle siyasetten ayrılabildiklerini anlamaları olanaksızdır. Bir eski başbakanın, eski mesleği olan gazeteciliğe dönmesini de anlayamazlar.

Nereye kadar?
Ağalık, padişahlık sistemi sadece Ankara ve siyaset dünyasının her alanında geçerli bir sistem değil. Bürokrasi de aynı hastalıktan mustarip. Futbol kulüplerinin başlarındaki kişiler de öyle. Onlar seçilmiş ve futbola hizmet etmek, kulüplerini normal şirket gibi yönetmekle görevli kişiler değil, ağa ya da padişah! Başkan, ağa ya da padişah gibi davranınca, taraftar da onun elini öpüyor. Futbol kulüpleri alt tarafı birer "gösteri" ve "eğlendirme" şirketi. Ama başlarındaki kişiler için birer ağalık ve padişahlık alanı.

Belediye başkanları da kendi "hizmet" bölgelerini iktidar alanları olarak görür, algılarlar. Onlar da ağalık, padişahlık hiyerarşisinde kendi yerlerini alırlar.

* Ağalık, padişahlık sisteminde bir an durup da kendi eylemlerini gözden geçirmek yoktur. Eleştirileri dinlemek yoktur. Farklı söz söyleyene kulak vermek yoktur. Bu sistemde eleştiren düşmandır, gerekirse dövülür, gerekirse vurulur. Bu sistemde çağdaş bir insanın uyması gereken asgari nezaket kuralları bile geçerli değildir. O nedenle de futbolcuya şişe atmak, hakemi tokatlamak, küçük ağaların kendilerinde gördükleri haklardır.

Boy boy ağalar ve boy boy padişahlarla dolu bir toplumun çağdaş uygarlığa ulaşabilmesi için önce bunları yeşerten zihniyetin yok edilmesi şarttır.

DİĞER YENİ YAZILAR