Ağacın ilk meyvesi

Zengin bir adam, atını dörtnala kaldırmış, çorak topraklarda alabildiğince süratle gidiyordu. At hızlandıkça adam iktidarını biraz daha fazla hissediyor, daha bir keyifleniyordu

Haberin Devamı

Zengin bir adam, atını dörtnala kaldırmış, çorak topraklarda alabildiğince süratle gidiyordu. At hızlandıkça adam iktidarını biraz daha fazla hissediyor, daha bir keyifleniyordu.

Adam, nerede olduğunun, nereye koştuğunun farkında değildi, sadece atını çatlatırcasına koşturup gücünü ve zenginliğini tam manasıyla algılama peşindeydi.

At sınırlarını zorlarken, adam eyerin üzerinde keyifleniyor, çevresiyle ilgisi tamamen kopuyordu. Atını koşturduğu alan, hakimi olduğu toprakların hemen yanı başında, bölgedeki en fakir insanlarının yaşadığı en çorak topraklardı.

Adam için bunların hiçbir önemi yoktu. Onun için önemli olan, eyerin üzerinde ulaştığı hızdı.

Bir ara soluklanmak ve hayvanı biraz dinlendirmek için küçük bir su birikintisinin yanında durdu. Atından iner inmez de az ilerideki yaşlı adamı fark etti.

Yaşının tahmin edilmesi bile zor olan bir adam, elleri titreye titreye ağaç dikmekteydi.

Gördüğü bu manzara, zengin adamın ilgisini çekti. Neredeyse bin yaşında olan yaşlı adam, büyük bir ciddiyet içerisinde fidanları dikiyor, küçük birikintiden su taşıyıp diplerine dökerek geleceğin ağaçlarına ilk besinlerini veriyordu.

Zengin adam yaklaştı, ihtiyara "merhaba" dedikten sonra lafı uzatmadan kafasındaki soruyu sordu:

"Ey ihtiyar, sen ki bu yaşına gelmişsin, hiçbir zaman meyvelerini göremeyeceğin ve yiyemeyeceğin ağaçları dikmek için neden bu kadar çaba gösteriyorsun?"

Yaşlı adam istifini bozmadan cevap verdi:

"Benim bugün meyvelerini yediğim, kokularıyla keyiflendiğim ağaçları benden önce yaşamış olan insanlar diktiler. Ben onların diktiği ağaçların meyvelerini yiyorum, benden sonra gelecek insanlar da benim diktiğim ağaçların meyvelerini yiyecekler... Anladın mı neden böyle çalışıp çabaladığımı..."

Zengin adam ihtiyarın cevabından çok etkilendi ve ona bir armağan vermek istedi. Cebinden bir kese altın çıkardı, ihtiyarın önüne bıraktı.

İhtiyar önce keseye baktı, sonra zengin adama döndü; "Gördün mü, bazen bir ağacın meyvesini daha diktiğin anda yiyebilirsin" dedi ve keseyi cebine koyduktan sonra işine devam etti.

DİĞER YENİ YAZILAR